Nazif Uslu; yazar, yönetmen, oyuncu… Hepimize ilham veren projelerinin yanı sıra emekçi bir eylem olan paylaşımı da dostça, arkadaşça sunan bir sanat insanı… Uslu’nun bu paylaşımlarında neler yok ki! Tiyatro Gazetesi, Mask-Kara Tiyatrosu, Dramatik Yayınları, Anadolu Tiyatro Ödülleri, OYÇED… Bir tiyatro emekçisi olan Nazif Uslu ile Covid 19’un gölgesinde ama yine de 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı’nı umutla kutlayarak konuştuk.

Şebnem Atılgan: Tiyatro dünyası ve tabii bütün dünya, birdenbire büyük bir salgınla karşı karşıya kaldı. Dünyaya yayılmadan kısa süre önce Çin’in Wuhan kentinde yüzlerce insanın ölümüne neden olan Covid 19, herkesi neredeyse ışık hızıyla etkisi altına aldı. Salgının ölüm riskini en aza indirmek için tüm ülkelerde tedbirler alınmaya, bulaşmayı önlemek için insanlar birbirlerinden uzak tutulmaya çalışıldı. Ve tiyatrolar da kapandı ya da kapatılmak zorunda kaldı. Tabii, bu bir sağlık önlemi… Binlerce insanın ölümüne neden olan Covid 19’un ilacı bulununcaya kadar hayatımızın eskisi gibi olamayacağı kesin… Fakat Tiyatro Gazetesi, geçen ay olduğu gibi bu ay da yayınına devam etti… Bu, şu günlerde herkes için pozitif bir enerji ve hiçbir şeyin bitmediğinin somut bir yaklaşımı… Sen neler söylersin? Tiyatro Gazetesi, Covid 19’a karşı direnmeye ve yayın hayatını sürdürmeye devam edebilecek mi? 

Nazif Uslu: Evet, senin de belirttiğin gibi insanlık adeta tersyüz oldu.  Sosyal devlet özelliği taşıyan birçok ülke gerçek anlamda ihtiyaç sahibi olanlara büyük destekler sağladı ve sağlıyor. Tiyatrolar da bunun içerisinde… Oyunculara para dağıtılıyor. Sahne sahibi olanların zararları karşılanıyor. Biliyorsun bizim bir sahnemiz var. İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle kapatıldı. Buna diyecek bir şeyimiz yok… Alınan tedbirler önemli. Ama bizim sahnenin kirasını kim ödeyecek? Aylık gideri on bin liranın üzerinde… Hiçbir iş yapmamamıza rağmen stopajlar yine ödeniyor. Kaldı ki birçok oyunumuz iptal edildi. Bu şekilde elde edeceğimiz kazançların yok olmasından bahsetmiyorum bile!

Örneğin Tiyatro Gazetesi, Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatrolarından ilan alıyordu. Hemen ilanlar kesildi. Bu,“Sen de kapan, yok ol!” demenin bir başka biçimi…Oysa Tiyatro Gazetesi gibi yayınlar çok özeldir. Ve bir kalemde silip atamazsınız! Büyük sermayeleri olmayan, meslek alanına yayın yapan, pek gelir elde etmeyen yayınlar olduğu için çok özeldir, naiftir, kırılgandır…

Alanımızda sayıları ancak birkaç tane olan bu yayınların özenle korunması gerekirken,“Ne haliniz varsa görün!” yaklaşımı bizi hiçbir yere götüremez ve sanatımızı toplumda kültürleştiremediğimizi anlatmaya devam eder dururuz. Bırakın toplumu, sanat alanında bu işi yapanlarda yaptıkları işi kültürleştirememiş olurlar. Bu durumda toplum nasıl olabilir ki!

Başta bu tür yayınlar olmak üzere, tüm yayınlara daha fazla destek olunması gerekirken, bizler yok olmaya mahkûm ediliyoruz. Bu çok üzücü bir durum… Tabii tüm bu olumsuzluklara rağmen Tiyatro Gazetesi devamlılık inadını sürdürüyor. Çünkü şimdiye kadar hiç aksatmadan her ay düzenli olarak yayın hayatımızı sürdürdük.  Şimdi Mayıs 2020 sayısı da yayımlandı.

Denilebilir ki, tiyatroların kapalı olduğu, kitapevlerinin kapalı olduğu bir dönemde neden gazeteyi yayımlıyorsunuz? Evet, bu sorunun karşılığı biz de var: Çünkü abonelerimiz var! Temsilciliklerimiz bu koşullara rağmen gazete talebinden vazgeçmediler. Hatta koşullar nedeniyle yurtiçinden ve yurtdışından meslektaşlarımız gazeteye direkt ulaşmak ve varlığını sürdürmesini sağlamak için abone oluyorlar. Bu,  devamlılığını sürdürmesi için şimdilik yeterli olmasa da yine de bizler için umut verici bir durum… Duyarlı tüm meslektaşlarımızın Tiyatro Gazetesi’ne abone olması ve etrafındaki ilgili kişileri abone olmaya yöneltmesi devamlılığımız açısından çok önemli. 

Şebnem Atılgan:Herkes, her kurum bu salgına hazırlıksız yakalandı ama yine de virüs, özellikle tiyatro özelinde sanat ve sanatçıları olumsuz etkiledi. Neredeyse bir ayı geride bıraktık… Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan çeşitli destek açıklamaları yapılıyor. Fakat görünen o ki, daha etkin düzenlemelerin yapılması ya da yapılan somut söylem ve düzenlemelerin hayata geçirilip, görünür olması gerekiyor.

Nazif Uslu: Hangi afet, salgına hazırlıklı yakalanılır ki! Fakat bir afet ya da salgın gibi bir durum öngörülemese dahi, sırtımızı dayayabileceğimiz bir güce ihtiyacımız vardı… Kırk beş gün oldu. Ne bakanlıktan ne de yerel yönetimlerden somut olarak bir destek açıklaması olmadı, olanlar konusunda da bize yansıyan bir durum yok! Devlet kurumları verme konusunda çok ağırdır ama alma konusunda çok hızlıdır ve asla bir yere kaçamazsınız.  Alacağını mutlaka alır. Bakanlıkta ve Büyükşehir Belediyelerinde birtakım çalışmaların olduğunu biliyoruz. Fakat onlar sonuçlandırana kadar umarım ciddi travmalar yaşanmaz. Umalım ki, tamamen dibe vurmadan önce gerekli destekleri sağlarlar.

Şebnem Atılgan: Oyunlar durdu, İstanbul ve Anadolu’da onlarca tiyatro kumpanyası, grubu ve tabii sanat emekçileri zorluklarla karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde bu sorunları politik platformda da detaylı bir şekilde dile getirdin. Bu öneriler karşılık bulabilecek mi? Bir ilerleme olabileceğini düşünüyor musun?

Nazif Uslu: Sadece İstanbul’da iki yüzün üzerinde profesyonel tiyatro var. İlgili mercilere ve katıldığım platformlarda öncelikle dile getirdiğim konu şudur:Tiyatrolarda binleri aşan kayıt dışı oyuncu ve teknik eleman var. Bu arkadaşlarımız yevmiye usulü çalışırlar. Yani çalışmadığı gün, tabiri caizse açtırlar… Ben de hep şunu söylüyorum; öncelik bu arkadaşlara verilmeli. Tespitleri yapılmalı, başta ev kiraları olmak üzere ciddi destek sağlanmalı. Sosyal devletin görevi budur. Bir devlet, sanatçısını muhtaç durumdan kurtarmalı… Bunun için acil politikalar geliştirmeli. Tuzu kurulara değil, gerçek ihtiyaç sahiplerine destek sağlanmalı. Anadolu’daki tiyatrolar da adaletli bir şekilde payına düşeni almalı. Adil olunmalı ve gerçek ihtiyaç sahibine destek verilmeli… Ve bu bekletilmeden bir an önce gerçekleşmeli…Okurlarımız Tiyatro Gazetesi’nin Mayıs 2020 sayısında da yayımlanan, ülkemizde aktif olan özel tiyatrolar ve bu tiyatrolarda çalışan emekçilerin mevcut durumlarıyla ilgili tespit ve önerilerimi röportajın sonundaki metinde okuyabilirler.

Şebnem Atılgan: Bu arada OYÇED – Oyun Yazarları Ve Çevirmenleri Derneği ve Tiyatro Gazetesi hiç boş durmuyor! Bir yandan gazeteyi çıkartırken diğer yandan 3 ana dalda “Özdemir Nutku Oyun Yazma Yarışması” düzenliyorsunuz. #evdekal durumu için aslında oldukça verimli bir çalışma süreci olabilir bu! Bu konuda neler söyleyeceksin?

Nazif Uslu:Bizler bu kötü duruma nasıl müdahale ederiz, diye düşündük ve oyun yazma yarışmaları düzenlemeye karar verdik.Böylece, OYÇED’in kurucu başkanı rahmetli Özdemir Nutku hocamızı da anmak istedik. Özdemir Nutku adına üç ayrı başlıkta oyun yazma yarışması düzenledik. Jürimizde de birbirinden değerli isimler yer alıyor. Tarih boyunca siyasal, kültürel, ekonomik, biyolojik, coğrafi birçok değişim ve dönüşüm yaşamış olan insanoğlu şimdilerde uygarlığın geldiği aşama ile birlikte ortaya çıkan yeni sorunsallarla boğuşuyor.Bir yanda, doğal afetlerin, savaşların, çevre kirliliğinin, salgınların kasıp kavurduğu bir dünya, diğer yanda teknolojik atılımların gerçekleştiği uzaya yolculukların yapıldığı modern(!) dünya…Yaşadıklarımızın ve bu zıtlığın en önemli tanımlaması modern ortaçağı yaşıyor olduğumuz gerçeği…İnsan, yazarak varoluşunu anlamlandırmış; yazarak karşı durmuş; yazarak gerçekleri açığa çıkarmış; yazarak yeni ve özgür dünyaları muştulamıştır…

Evet, dünyayı saran kocaman bir dram var; karşısında da büyük bir yaşama isteği… Bunu sözcüklere, sahne diline taşımak için harekete geçen oyun yazarları var…Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği olarak, tüm yazarlara açık çağrımızdır; inadına yazalım; yazarak çoğalalım… Kısa süre önce, “Oyun yazarlarının umutsuzluğa karşı,  kendi alanımızdan bir varoluş ortaya koymaya davet ediyoruz,” diyerek çağrımızı yaptık. Oyun metinleri gelmeye başladı. Umarım güzel bir sürece imza atmış olacağız.

Şebnem Atılgan: Aslında uzun zamandır hayatımızın odak noktasında olan İnternet ve sosyal medya, Covid 19’la birlikte en popüler zamanlarını yaşıyor. Hepimiz birer sosyal medya gazetecisi olduk 🙂 Üstelik çok keyifli söyleşiler yapılıyor, kısa performanslar sergileniyor ya da herkes kendi alanına göre paylaşımlar yapıyor. Tabii ki sanatsal değerleri tartışılabilir ancak moral değer olarak son derece önemli paylaşımlar bunlar… Sen de geçtiğimiz günlerde “Evde Tiyatro Festivali”nin içinde yer aldın. Bu konuda görüşlerin nelerdir? Ortak söylemler nelerdi? 

Nazif Uslu:Ortak söylemimiz,“Evde Tiyatro Festivali” oldu. Dostlarımız sürece müdahale etmek istediler. Yakınmanın ötesinde, biz istersek her koşulda her mecrada yaratıcılığımızı konuşturur ve kitlelerle buluşuruz. Söyleşi ve atölyelerin ağırlıklı olduğu bir buluşmaydı ve çok başarılı geçtiğini düşünüyorum. Birçok yerden bilgiler aldık ve bilgilerimizi paylaştık. Evde Tiyatro Festivali’nin mimarı olan Metin Güler dostumu ve diğer tüm katılımcıları tebrik ederim. Tiyatro dünyası ve izleyicileri farklı bir etkinlikte buluşmuş oldu.

Şebnem Atılgan: Her şeyin On-line olduğu bir dünya çok çekici gelmese de, İnternet ortamı tiyatro için farklı ve kullanışlı bir üretme platformu olabilir mi sence? Üretim sağlanabilir mi? Senin bu konuda önerilerin nelerdir? 

Nazif Uslu: Tiyatro adına üretim sağlanır elbette ama tüketim sürecinde ihtiyacımız olan seyirciyi, İnternet ortamında bulabilir miyiz? Sanmıyorum ki bunun adı da tiyatro olmaz zaten…

Tiyatro denilen şey ilk insanla birlikte var olmuş ve hala varlığını sürdürüyor. Tüm teknolojik gelişmeye rağmen yüz yüze anlatımın etkisi hiç bitmemiş, tam tersine gittikçe daha çok arzulanır olmuştur. Bunun nedenini psikolojik ya da sosyolojik açıdan incelemek, bir veya birkaç kitap konusu olur… İnsanın dokunma, hissetme duyusu yitmediği sürece canlı performanslar hep var olacak. Bununla birlikte dijitalde olan şeylerin adı tiyatro değil ama başka bir şey olacak. Tiyatro bulunduğu herhangi bir boş alanda, canlı olarak izleyicisiyle buluştuğu an tiyatrodur!

Şebnem Atılgan: Şu anda ileriye bakmak ve plan yapmak pek de kolay değil… Yine de birtakım projeler üretmeden de duramıyoruz. Senin aklından neler geçiyor? Neler yapmayı planlıyorsun?

Nazif Uslu:  Sen de biliyorsun ki, ben proje adamıyım 🙂 Bu beladan önce birlikte birçok proje geliştirdik. Bu projeleri burada açıklamayalım ama hepsi geçerliliğini koruyor. Biraz normale dönelim, belki bir ay sonra hepsini açıklarız. Özelde ise yeni oyunlarımızın provalarına başlamayı düşünüyoruz. Oturmaktan sıkıldık. Dramatik Yayınları’nı daha aktif hale getireceğiz. Yeni oyun yazarlarımızın eserlerini basmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki sezon için yeni projelerimiz var ve onların provasına yakın zamanda gireceğiz. Bu arada var olan oyunlarımız devam edecek. En önemlilerinden biri Sabahattin Ali’nin “Değirmen” hikayesi… Oyunu sahneye koyduk ancak oynayamadık. Sezonun ilk açılış oyunu “Değirmen” olacak. “Kadın” adlı oyunumuz da devam edecek. “Kadın” beşinci sezonuna giriyor. “ Merhaba Gölgem” adlı çocuk oyunumuz seyircisiyle buluşmayı sürdürecek. Yeni bir çocuk oyunu daha çıkaracağız. Bunların dışında sezona, iki veya üç yeni yetişkin oyunu hazırlayacağız. Bunları yaparken, “Seyircimiz gelir mi?” ya da “Sahneler bizim için açılır mı?”  diye düşünmeden yapacağız. Çünkü bizim işimiz bu ve işimizi yapacağız.

TİYATROLARLA İLGİLİ DURUM TESPİTİ, GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

NAZİF USLU

Yazar, Yönetmen, Oyuncu – OYÇED – Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği Başkanı

  1. Ülkemiz de aktif olan özel tiyatrolar ve bu tiyatrolarda çalışan emekçilerin mevcut durumlarıyla ilgili tespitler:
  2. Öncelikle Devlet ve Yerel Yönetimler tarafından aktif olarak faaliyetlerini yürüten profesyonel, yarı-profesyonel ve amatör kaç tiyatronun olduğunun tespit edilmesi ve bu tiyatrolarla ilgili bir veri bankasının oluşturulması gerekmektedir. Böylelikle sektörle ilgili alan tespiti ve atılacak adımların öncelikleri daha hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilebilir.
  3. İnternet üzerinden tüm tiyatroların kayıt yaptırabileceği bir platform oluşturulabilir ve böylelikle bu platform sayesinde tiyatrolar hakkında kurumsal bilgiler, sabit sahnelerinin varlığı, sezonda kaç oyun çıkardıkları ve aktif olarak kaç çalışanlarının olduğunun seri bir şekilde tespit edilerek, çalışma yapılacak alanlarla ilgili bir veri bankası oluşturulmalıdır.
  4. Oyuncu ve teknik ekibin sigortalı veya kayıt dışı çalışıp çalışmadığıyla ilgili ayrıntılı bir tespit yapılmalıdır. Bilindiği üzere sahne sanatları alanında özelikle günlük yevmiye ile sigortasız bir şekilde çalışanların sayısı, sigortalı çalışanların sayısına göre daha fazladır.
  5. Tespit edilen tiyatrolardan bu zor zamanları atlatabilmeleri için belediyeler tarafından en az iki oyunun satın alınması, satın alınan oyunlarının bedellerinin ivedilikle tiyatrolara ulaştırılması ve bu satın alınan oyunların gösterim tarihlerinin ise ileri bir tarihe ertelenerek tiyatronun sezon hazırlıkları için ek bir kaynak yaratılması gerekmektedir.
  6. Oyun satın alımlarıyla ilgili özellikle bu dönemde tiyatro ayrımı gözetmeksizin, yetişkin oyunu ve çocuk oyunu olarak iki ayrı başlıkta sabit bir ücretin belirlenmesi ve ücret ödemelerinin geciktirilmeden yapılması gerekmektedir.
  7. Belediyelerin ve belediyelere bağlı kurumsal yapıların, özel tiyatrolardan satın aldığı oyunlarla ilgili daha önce İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nin de uygulamaya koyduğu gibi sigortalı çalıştırma şartının konulması ve böylelikle kayıt dışı çalışmanın önüne geçilmesi sektöre büyük bir katkı sağlayacaktır.
  8. Sabit sahneleri olan özel tiyatroların, belediyelere yaptığı vergi ve diğer giderlerle ilgili ödemelerde indirime gidilmesi, gerektiği takdirde ödemelerin bir süre durdurulması ve böylelikle sahnelerin kapanmasının önüne geçilmesi gerekmektedir.
  • Kayıt dışı çalışan tiyatro emekçileriyle ihtiyaç tespitleri ve yapılması gereken çalışmalarla ilgili öneriler:
  • Halihazırda özel tiyatrolarda aktif olarak çalışan birçok tiyatro emekçisi kayıt dışı bir şekilde günlük yevmiye ile çalışmaktadır. Kayıt dışı çalışanlarla ilgili ayrıntılı bir durum tespit çalışması yapılması gerekmektedir.
  • Daha önce tiyatrolarla ilgili önerilen başvuru platformu benzeri bir uygulama oluşturulabilir ve bu platformda tiyatro emekçileri, çalıştıkları özel kurumlar, hangi alanda çalıştıkları ve ek gelir durumlarının tespit edilmesiyle ilgili bir veri bankası oluşturulabilir.
  • Herhangi bir ek geliri olmayan tiyatro emekçilerinin sosyal hizmetlerden ücretsiz yararlanması, gıda ve kira yardımı alabilmesinin önünün açılması veya istihdam konusunda öncelikli bir duruma getirilmeleri gerekmektedir.
  • Tiyatro basınının desteklenmesi:
  • Bilindiği üzere tiyatro basını sadece okurlarının aldıkları yayınlar ve kurumların verdikleri ilanların gelirleriyle ayakta durmaktadırlar. Özellikle bu dönemde yayın basımlarının giderek güçleşmesi, okurlara ulaştırılamaması ve herhangi bir etkinlik olmadığından dolayı ilanların kesilmesiyle birlikte tiyatro basın organları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumdadırlar.
  • Tiyatro basınının varlığını sürdürebilmesi için ilan desteğinin devam etmesi ve basın yayın kuruluşlarının yayınlarının belediye kurumları tarafından satın alınarak, kültür merkezlerinde halka ücretsiz ulaştırılması büyük bir fayda sağlayacaktır. Özellikle basın kuruluşlarının ayakta kalmasının desteklenmesinin yanı sıra, bu yayınlara daha hızlı bir şekilde ulaşan tiyatro severler için de büyük katkı sağlayacaktır.
  • Bu basın yayın kuruluşlarına daha önce ilan veren Devlet kurumları, belediyeler ve belediyelere bağlı kurumlar, etkinlik olmadığı zamanlarda da ilanlarını kesmemeli, gerekirse çeşitli görsel içeriklerle hem kurumların görünürlüğünün devam etmesi hem de sadece ilanlarla ayakta duran tiyatro basının desteklenmesi bu alanı daha verimli bir hale getirecektir.
  • Ayrıca belediye kurumlarının tiyatroyla ilgili yaptıkları bu yardım çalışmaları, tiyatro basın yayınları aracılığıyla şeffaf bir şekilde tiyatro emekçileriyle paylaşılabilecekleri alanlarının varlığını da koruyabilecektir.
  • Tiyatro yayını basan yayınevleriyle ilgili ek çalışmalar ve öneriler:
  • Özellikle tiyatro alanında kitap basan yayın evlerinin ulaşabilecekleri çok kısıtlı bir alan olduğundan dolayı mevcut koşullar bu yayınevlerini de desteğe açık bir duruma getirmektedir.
  • Belediyelere bağlı kurumlar tarafından bu yayınevlerinden satın alınacak kitaplar kütüphanelerde ve çeşitli kurumlar aracılığıyla halka ulaştırılabilir veya üniversitelerin tiyatro bölümlerine belediyenin desteği adı altında ulaştırılabilir. Böylelikle halkın tiyatro alanındaki bilinçlenmeleri arttırılarak tiyatro daha görünür bir hale getirilebilir. Ayrıca okullarda tiyatro alanında eğitim gören öğrencilerin önemli bir gider kapısı belediye tarafından karşılanmış olur.
  • Bu yayın evlerinin en aktifi olarak her koşulda kitaplarını basmaya devam eden Dramatik Yayınları’nın kitap satış gelirlerinin yarısını desteğe muhtaç tiyatro emekçilerine bağışlama konusundaki önerisi de dikkate alınabilecek önemli bir öneridir. Ayrıca Dramatik Yayınları, özellikle belediye tarafından satın alınan kitaplarına belediyenin logosunu ve belediye başkanının bu alandaki hizmetiyle ilgili görüşünü paylaşabileceği bir alan açarak, belediyenin bu hizmetini de daha görünür kılma önerisinde bulunmaktadır.
  • Ülkemize yeni oyun yazarlarının kazandırılması ve oyun yazarlarının desteklenme önerisi ile ilgili tespitler:
  •  Kültür ve Turizm Bakanlığı, belediyeler ve belediyelere bağlı kurumlar aracılığıyla ülkemize yeni tiyatro oyun yazarlarının kazandırılması ve tiyatro oyun yazarlarının desteklenmesiyle ilgili ek çalışmalar yapılması gerekmektedir.
  • Belediyeler satın aldıkları oyunların yazarlarının telif ücretlerinin ve yazar izninin olup olmadığıyla ilgili ek bir belge talep etmelidir. Bu belge çeşitli yazar sendikaları ve mesleki örgütlenmeler tarafından onaylanmış olmalıdır. Böylelikle yazarların izni olmadan sahnelenen tiyatro oyunlarının belediyeler tarafından satın alınmasının da önüne geçilmiş olunacaktır.
  • Ayrıca Genel ve Yerel yönetimler, çeşitli temalar belirleyip ödüllü oyun yazma yarışmaları düzenleyerek, bu alanda teşvik yaratıp, belirlenen temalarla ilgili de farkındalık yaratarak birçok alana katkı sağlayabilirler.
  • Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED)’in sürekli olarak düzenlediği oyun yazma yarışması tiyatroya her yıl birçok yeni yazar kazandırıp, mevcut yazarları da üretmeye teşvik etmektedir.  Bu yıl yine OYÇED tarafından düzenlenen ve Prof. Dr. Özdemir Nutku adına üç ayrı başlıkta duyurusu yapılan yarışma, resmi kurumları tarafından desteklenerek, çok daha geniş bir kitlenin katılımını teşvik edecek bir hale getirilebilir.
  • Çalışmaların aktif hale getirilmesi ve denetlenmesi ile ilgili öneriler:
  • Bu çalışmaların aktif hale getirilebilmesi ve denetimin daha sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesiyle ilgili tiyatro alanında uzman olan gönüllü bir kadro oluşturulabilir.
  • Bu gönüllü kadro yine resmi kurumların denetimi altında olup, şeffaf ve adil bir şekilde eksiklerin tespit edilmesi ve yardımların ulaştırılması konusunda büyük katkı sağlayacaktır.

Önerilerin dikkate alınıp bu konuda ivedilikle harekete geçilmesi gerekmektedir. Kentlerimizin tiyatro alanındaki mevcut üretimleri daha fazla zarar görmeden, gelecek günlerin aydınlığına katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürülmesi hem bizim hem ülkemizin geleceği için önemli bir yapı taşını oluşturmaktadır.

Unutulmamalıdır ki, tiyatro sanatı binlerce yıllık kadim geçmişiyle nice katliamları, salgınları ve yasaklamaları atlatıp bugünlere gelmiştir. Geleceğin estetik ve entelektüel düşünce yapısını şekillendirmede binlerce yıl daha en etkili olabilecek sanat dalı; tiyatrodur.

Bu yüzden SANATA EVET diyor ve sizleri de bu çağrımıza davet ediyoruz.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz