ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN

206

Büyüklerimiz hep, “Eski Ramazanlar…” diye başlar söze… Bizler o günlere erişemesek de, o zamanlarda Ramazanların daha güzel olduğunu bilir, hissederiz.

Geçmiş asırlarda, devlet tarafından “tenbihnameler” yayınlanır ve halkın daha rahat bir Ramazan geçirmesi için birtakım öneriler yapılırdı. Bu tenbihnamelerde evlerin, iş yerlerinin ve kişisel kıyafetlerin temizliğinin sağlanması, saygılı davranışların sergilenmesi, fiyatların artırılmaması ve benzeri söylemlerde bulunulur, aksi davrananlar ise cezalandırılırdı. Bir diğer geleneksel davranış ise herkesin kendi bütçesine uygun şekilde Ramazan hazırlıklarını yapmasıydı. Ramazanın başlamasına günler kala evlerde muazzam temizlikler yapılır, dip bucak iyice temizlenirdi ki bu gelenek günümüzde de devam ediyor. Buna da Ramazan temizliği denirdi ki, hala öyle… Eski zamanlarda soğutucular yoktu ama o şahane kilerler vardı. Kışlık erzaklar ve Ramazanda tüketilecek olan her türlü kuru gıda bu kilerlerde saklanırdı. Eğer Ramazan yaz mevsimine denk geliyorsa, yaz için farklı ürün hazırlıkları yapılırdı. Gıdalar da bir ay önceden hazırlanmaya başlanırdı. Sahurlar için ev makarnaları, erişteler, keteler, çörekler, pastalar; iftarlarda iftariyelik olarak kullanılmak üzere yaz meyvelerinden veya kış meyvelerinden reçeller, çeşit çeşit turşular, pastırmalar, sucuklar, hurma, incir gibi kuru meyveler ve daha niceleri önceden zevkle hazırlanırdı. Ramazan ayının bir diğer özelliği ise, yardımlaşma geleneğiydi. Gerek dinî, gerekse millî duygularıyla hareket eden, kendisi tokken komşusunun aç olmasına gönlü razı olmayan yardımsever insanlarımız, dar gelirlilerin yardımına Hızır gibi yetişip, yapabilecekleri kadar yardımı ihtiyaç sahiplerine ulaştırırdı.

Ramazanın başlangıcı

Eski asırlarda Ramazan ayının ilan edilmesi de halk tarafından ilgiyle karşılanırdı. İllerde kadı veya müftülerin başkanlığında birer heyet kurulur ve yevm-i şek -hilalin görülmesiyle Şaban ayının bitip Ramazanın başlangıcının tespit edildiği ve emin olunamadığı için şüpheli olduğu söylenen gün- gecesi yüksek bir tepeden ayın durumu gözlenirdi. Bu da bir eğlenceye dönüştürülür ve o gece kadı tarafından heyettekilere ziyafet verilirdi. Ay görülür görülmez de Ramazanın başladığı halka ilan edilir ve o gece sahura kalkılırdı. Bu ilan da camilerin kandillerinin yakılması, top atılması ve davulcuların davullarını çalmalarıyla olurdu.

Günümüzde gelenekler daha modern artık… Eskimeyen tek şey ibadet ayı olan Ramazanda dostluğun, sevginin, dayanışmanın daha çok hatırlanması… Ve tabii geçmişte olduğu gibi bugün de Ramazan sofralarının geleneksel güzelliklerini, lezzetlerini koruyor olması… Ben de Ramazan ayı boyunca bu köşede her gün Türk mutfağından çeşitli tarifleri paylaşacağım.

Yarın, yine eskilerden konuşacağız…

Düğün Çorbası

Bugün ki Ramazan menümüz şöyle:

 İFTARİYELİK

DÜGÜN ÇORBASI

ERİŞTELİ PİLAV

ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ

MEYVELİ CRUMBLE

DÜĞÜN ÇORBASI

Malzeme

1 kilo koyun gerdanı ve dana kemiği

2 yumurta sarısı

1 limon suyu

3-4 kaşık un

2 kaşık süzme yoğurt

ÜZERİNE

2 kaşık tereyağı

1 kaşık pul biber

YAPILIŞI

1-Et ve su bir tencereye koyup kaynamaya bırakılır. Suyun üzerindeki kefler bir kepçeyle alınır.

3-Etler yumuşamaya başlayınca tuzu ilave edilir.

4-Etler pişince tel süzgeçten süzülür. Ardından etler soğuyunca didiklenir.

5-Süzülen su tencereye konur ve kaynatılır.

6-Bir kenarda un, 1 bardak soğuk su yumurta, limon suyu ve yoğurt düzgünce çırpılır ve süzülür.

7-Hazırlanan sos çorbaya katılmadan önce ılıklaştırıp ilave edilir.

8-Kaynamakta olan et suyuna yavaşça eklenir.

9-Bir taşım kaynatılıp, etler ilave edilir kaynayınca ocaktan alınır.

10-Üzerine yağlı biber gezdirilir.

Not: Yoğurdun ekşi olmamasına dikkat edin.

Hayırlı Ramazanlar, afiyet olsun!

*Eski Ramazanlar metni için Dr. H. Ömer ÖZDEN’in A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 30 Erzurum 2006’da yayımlanan “Türk Ramazan Kültürü” başlıklı yazısından yararlanılmıştır.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz