MEHMET RAUF’UN ÖYKÜLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR

347

Eylül’ün yazarı Mehmet Rauf’un birçoğu ilk defa yeni harflere aktarılan öykülerinin ilk iki cildi Miras’ta.

Âşıkane

Mehmet Rauf’un ikinci öykü kitabı olan ve ilk olarak 1909’da yayımlanan Âşıkane, “Summer Palace’ta Bir Dans Yarışması”, “Serap” ve “Garam-ı Şebab” adlı üç öyküden oluşuyor. Yazarın diğer metinlerinde de sıkça görülen flört, aşk, evlilik gibi konuların işlendiği bu öykülerde, Mehmet Rauf’un gözlem ve tahlil konusunda ne kadar usta bir yazar olduğu bir kez daha görülüyor.

Ah, ne oldu, şimdi bu emeller neredeydi? Bütün bu emellerin yerine yalnız çirkin bir hayat hakikati, bütün renksizliğiyle, bütün manasızlığıyla yerleşmişti. Lakin bu gençlik, bütün bu emellere bu kadar süs bahşeden bu sihirli gençlik ne olmuştu? O zaman boynunu bükerek bütün bu parlak hülyaları, bütün muhteşem emelleri doğuran gençliğin sırf bir yalandan ibaret olduğunu tasdik ediyordu: Serap, serap…

İhtizar

 “19. yüzyılın sonunda yazılan bu hikâyelere erkeklerin kadınlar hakkındaki düşünceleri, aşka dair söylemleri ve hayatta kadınlar ile erkeklerin oynadıkları rolün etkisi gibi temalar girer. Mehmet Rauf edebiyatının genel özelliklerini oluşturan bu unsurlar yazarın üslubunu da etkilemiş, aşk, kadın ve bunlarla birlikte düşüncelere dalan erkeğin iç muhasebeleri tabiatı da içine katan benzetmelerle süslenmiştir.”

Seval Şahin

Zaten hayatın zevkinde, eleminde o başka ne bulmuştu ve ne bulacaktı? Eziyet, daima eziyet, sonsuza kadar eziyet değil mi? Herkeste böyle miydi, diye merak etti, hayır, mesela şu geçenlerin hepsi onun fikrinde yer etmiş bu şeylere kim bilir ne kadar yabancıydılar!

MEHMET ­RAUF,­ 27­ Ağustos­1875’te ­İstanbul’da ­doğdu.­ Balat ­Mahalle­ Mektebi’ni bitirdikten ­sonra ­sırayla­ Eyüp ­Rüştiyesi, ­Soğukçeşme­ Rüştiyesi ­ve ­Bahriye ­Mektebi’nde okudu.­ Daha ­sonra­ memuriyete ­atıldı.­ İlk­ öyküsü­ 16­ yaşındayken­ Halid ­Ziya’nın­ İzmir’de çıkardığı ­Hizmet gazetesinde­ yayımlandı.­ Erken­ yaşlarda­ kendini­ gösteren­ tiyatro­ ve­ edebiyat­ merakı,­ memuriyet­ yıllarında­ Servet-i­ Fünun­ çevresine ­girmesini ­sağladı.­ Tevfik­ Fikret’in halası ­Ayşe ­Sermet ­Hanım’la­ evlenip­ Fikret’in ­Rumelihisarı’ndaki­ yalısında ­yaşamaya başladı.­ Daha ­sonra ­Halid ­Ziya’yla­ sıkı ­bir­ dostluk ­kurdu.­ Büyükada’da ­bir ­kadına ­âşık ­oldu ve ­aşkına ­karşılık ­bulamayınca ­intihara ­kalkıştı. ­Hüseyin­ Cahid ­ve ­Halid ­Ziya ­son ­anda ­yetişerek­ hayatta­ kalmasını­ sağladılar.­ Meşrutiyet’in­ ilanından­ sonra­ tekrar­ yazmaya­ başladı.­ Eylül­ romanıyla­ edebiyatımızda­ önemli­ bir­ yer­ tutan­ Mehmet­ Rauf,­ diğer­ eserlerinde­ de­ aşk­ maceralarını­ konu­ edinmiştir.­ Mehmet­ Rauf­ 1926’da­ felç­ geçirdi,­1931’de ­İstanbul’da ­öldü.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz