İZZET KERİBAR: “BURADA FOTOĞRAF VAR!”

1504

Çocukluğundan itibaren fotoğrafa karşı büyük bir ilgi duyan İzzet Keribar, 1936 yılında İstanbul’da doğdu. Fotoğraflarında ışık, renk ve grafik öğelere ağırlık vererek kendine özgü stilini oluşturan ustaya 1988 yılında FIAP-Fotoğraf Sanatı Uluslararası Federasyonu tarafından E.FIAP (Ekselans) unvanı, 1991 yılında da Fransa Kültür Bakanlığı tarafından “Akademik Başarılar Şövalyelik” unvanı verildi.

“National Geographic Traveler”, “Jeruselam Post” ve “Fuji Film”in uluslararası yarışmalarından büyük ödüller kazandı, yurt içinde ve yurt dışında birçok gazete ve dergide fotoğrafları yayımlandı. Büyük bir fotoğraf arşivine sahip olan Keribar aynı zamanda fotoğrafa ve fotoğraf sanatçılığına dair birçok kitaba imza attı.

İzzet Keribar 2011 yılında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne ve 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Geçtiğimiz günlerde ise PhotoCup, İzzet Keribar adına “Gezi” temalı bir fotoğraf kupası düzenledi.

“Kendimi hala bir şeyler öğrenmek isteyen, tutkunu olduğu fotoğrafçılık için elinden geleni yapmaya çalışan ve farklı bakış açılarını seven bir fotoğrafçı olarak görüyorum,” diyen değerli sanatçımız İzzet Keribar ile fotoğraf hakkında konuştuk.

Şebnem Atılgan: İzzet Bey merhaba… Fotoğraf sanatı sizin çok daha iyi bildiğiniz gibi bir tutkudur ve bu tutkunun tohumları çocukluk yıllarında atılır. Sizin fotoğraf sanatına ilginiz de çocukluk yıllarınızda başlıyor. Bize ilk çektiğiniz fotoğraf karesinin hikâyesini anlatır mısınız lütfen. 

İzzet Keribar

İzzet Keribar: İlk çektiğim fotoğraf karesini hatırlamamakla birlikte, 8-9 yaşlarındayken evde bulunan ZEISS IKON kutu makineyi hep kurcaladığımı hatırlıyorum. Ev ortamında değilse de daha ışıklı olarak gördüğüm balkonumuzda, aile fertlerini tek tek ve de toplu çektiğimi ve bu başarından dolayı çok da mutlu olduğumu net olarak hatırlıyorum. Gerçek fotoğraf sevgisiyle çektiğim ilk kareler için 16 yaşıma gelmeyi bekleyecektim. Benden 8-9 yıl daha yaşlı olan ağabeyimi hep taklit etmeye çalışırdım. Onun Leica’sı vardı, ben ise 10. sınıf talebesi olarak haftalıklarımdan biriktirerek sabit objektifli fakat moda olan körüklüler yerine 36 poz film kullanan 35 mm Regula marka bir makine almayı başarmış ve ilk fotoğraflarımı Büyükada’da çekmiştim. Heybeliada gün batımında çok iyi görünürdü. Sonuçları gösterdiğim kişiler bu görüntülere hayran olduğunda sevinirdim.

Şebnem Atılgan: Fotoğraf tutkusunu en fazla harekete geçiren şüphesiz fotoğraf makinesidir. Bu sanırım sizin için de böyleydi. İlk fotoğraf makinesi pek kolay unutulmaz…

İzzet Keribar: Doğrudur, 1952 yılında aldığım Regula makinemle sadece Büyükada değil, İstanbul’da, özellikle Eminönü ve Galata köprüsü civarında birçok fotoğraf çekmiştim. O yıllarda siyah beyaz negatifleri Beyoğlu’nda bulunan Foto Sabah’a götürür, iyilerinden bana 10×15 kart basın, derdim. Genelde negatifin tamamı basılırdı.  Ben de o kartları itinalı bir şekilde siyah albümlere yerleştirir, hem konuyu hem de enstantane ve diyafram değerlerini, beyaz çini mürekkebi ile yazardım.  Ancak gözüm Leica’daydı. 1953 yılında pek az kişi öyle bir makineye sahipti. Türkiye’de bulunmadığı için yurt dışından temin edilmeliydi. En sonunda rüyalarım gerçek oldu ve babam, Almanya’ya iş için giden ortağına, lise bitirme hediyesi olarak 50 mm Summitar objektifiyle bir Leica III f sipariş verdi.

Tahmin edileceği gibi bu makinede ne otofokus ne de pozometre vardı. Telemetreli bir makine olduğundan netliği vizörden görerek yapardık. Herhalde dünyanın en mutlu insanı bendim. Makinemi yatağın başucundaki komodine koyardım ki sabah uyandığımda ilk gördüğüm şey olsun.

İlk İstanbul fotoğraf serüvenimden sonra, Kore’de 1956-57 yıllarında yaptığım askerlik sırasında hep yanımda oldu. Sadece siyah beyaz değil Kodachrome Dia da çekiyordum. O yıllardan sonra onlarca makine elimden geçti, tamamını değiştirdim ya da yenilerini almak için sattım. Ancak Leica’m halen evde duruyor. Aslında günümüzde öyle bir makine bir fotoğraf müzesinde saklanmalı…

Şebnem Atılgan: Usta bir fotoğrafçı olarak birçok başarıya imza attınız, ödüller ve unvanlar kazandınız. İyi bir fotoğraf karesi yakalamanın sırrı nedir? Bize ustalık yolunda ilerlerken geçtiğiniz yollardan söz eder misiniz? 

İzzet Keribar: Bu soruyu farklı fotoğrafçılara sorduğunuzda büyük bir olasılıkla değişik yanıtlar alabileceğinizi düşünüyorum. “Yakalama” sözcüğünden yola çıkarak şöyle söyleyebilirim; “Neyin fotoğraf olabileceği” hakkında önsezi gerekir. Buna duygu ya da dilerseniz marifet deyin… Bu, fotoğrafçıda zamanla gelişir.  Günümüz dünyasında özellikle akıllı cep telefonlarının icadından sonra her gün milyonlarca fotoğraf çekiliyor, ancak bunların çoğu “fotokopi” denebilecek nitelikte görüntülerdir. Zamanla oluşturduğum deneyimle fotokopi ile gerçek fotoğraf arasındaki farkı sezdiğimi sanıyorum. Fotoğrafa çıktığımda ister bir tarihi yapının yanında, ister insanların bulunduğu mekânlarda ya da güzel bir manzara önündeyken “Burada fotoğraf var!” duygusunu beynim zaten bana hissettirir.  O andan itibaren, doğru kadraj, doğru ışık ve diğer teknik detayları mümkünse hatasız oluşturmak için hafif de olsa transa girerim.  Beni fotoğraf çekerken izleyenler o anı fark ettiklerini hep söyler.

Şebnem Atılgan: Bir fotoğraf çekme stili var mıdır? Bize sizin stiliniz hakkında bilgi verir misiniz?

İzzet Keribar: Bence vardır. Deneyimli her fotoğrafçı zamanla kendine has bir tarz-stil oluşturur. Aslında bir fotoğraf birilerine gösterildiğinde stiline bakarak kime ait olabileceği tahmin edilmeli… Stillerinden tanıdığımız ressamlarda da olduğu gibi bu fotoğrafı olsa olsa (…) çekmiştir, diye anlaşılmalı… Kendi stilimi kısaca tarif edecek olursam şöyle söyleyebilirim: Her fotoğrafta bir öykü olmalı… O öyküyü hayal ettirmek için başvurduğum yöntemlerin arasında elbette, ışığın rolü büyük… Derinlik yaratmak için ön plan ve geri planlara dikkat eder, insan mekân ilişkisini iyi kurmaya çalışırım. Ayrıca grafik ve geometrik şekilleri kullanır, mimari fotoğrafın kurallarını unutmamaya çalışırım.

En güzeli ise o fotoğrafın yıllar sonra gösterildiğinde bana ait olduğunun hemen hatırlanmasıdır.

Şebnem Atılgan: Size göre fotoğrafı kim çeker: Fotoğrafçı mı, fotoğraf makinesi mi?

İzzet Keribar: Bana göre her ikisi de! Bir yerde fotoğraf olduğunu gösterip, beynim beni uyarıyorsa da, teknik olarak o fotoğrafta düşündüğüm ayarların şaşmaması için güvendiğim bir makineye ihtiyaç duyarım. Netliğin, kontrastın, renklerin gerçeğe yakın olması için makine seçiminde birçok kriter vardır.  Fakat en pahalı makinelerle en iyi fotoğraflar çekilir mantığı da tamamen yanlıştır. Yeni başlayanların klasik sorusu hep kulaklarımda çınlar: “Abi, yeni makine alacağım… Sence Canon ya da Nikon mı alayım?”

Şebnem Atılgan: Bugüne kadar binlerce fotoğraf karesi çekmiş olmalısınız… Bununla birlikte hayalini kurduğunuz ve henüz fotoğrafını çekemediğiniz yerler var mı? Yoksa size göre dünya fotoğraf çekmek için yeterince büyük değil mi?

İzzet Keribar: Askerliğini 60 yıl önce Kore’de yapan ve o zamandan beri fotoğraf çeken biri olarak, Türkiye’nin her yerini defalarca gezdim. 70-80 ülkeye de seyahat etme imkânı buldum. Fotoğraf sayesinde hem ben hem de eşimin gayet renkli ve de hoş serüvenli bir yaşamı oldu. Bana göre asıl büyük ve önemli olan sadece dünyanın boyu değil. Fotoğrafçılığın getirdiği diğer güzel şeylerdir, paylaşmak gibi güzel yaşamı zenginleştiren ögelerdir. Yeni dostluklardır,  yeni ufuklardır ve zamanla önemli kişiler tarafından takdir edilmektir.

Şebnem Atılgan: Mutlaka soruluyordur fakat ben de sormak istiyorum; dijital kamera ile çekmek size göre daha mı kolay yoksa daha mı zor? Dijital kamera ile nasıl daha iyi fotoğraflar çekebiliriz?

İzzet Keribar: 70 yıllık fotoğraf serüvenim boyunca her şeyi denedim denebilir; 35 mm siyah beyaz, dia, renkli negatif, 6×7 orta format ve 2003 yılından itibaren dijital kameralar… Diyebilirim ki, dijital sisteme en erken ısınanlardan biriyim. İlk başlarda diapozitiflerin kalitesine erişemezken yüksek çözünürlüklü yeni makinelerin piyasaya çıkması ile 2015-16’dan sonra dia pozitiflerin kalitesini bile geride bırakan ve her gün ilerleyen bir teknoloji var karşımızda… Şahsen son analog çekimlerim 2004 yılında gerçekleşmişti.

Dijital kameralarla çekmek hem daha az masraflı hem de daha kolay çünkü sonucu anında görebiliyorsunuz. Eskiden banyolar için beklemek birkaç gün sürebilirdi. Bunların dışında, fotoğrafları daha da güzelleştirmek, rötuşlamak, özellikle koyu ile açık bölümleri dengede tutmak için “Photoshop” programlarının faydasını hatırlatmak isterim.

Şebnem Atılgan: Fotoğraf sanatçısı olmanın yanı sıra bu konuda kitaplar da kaleme aldınız ve bilgilerinizi cömertce paylaştınız. Fotoğrafçılıkta akademik bilgi çok önemli… Bununla birlikte alanda olmak ve çokça fotoğraf çekmek de öyle… Size göre, amatör fotoğrafçıların bu alanda öğrenmesi gereken en önemli üç şey nedir? 

İzzet Keribar:  1.Mümkünse, deneyimli bir fotoğrafçının peşine takılmak ya da usta fotoğrafçıların eserlerini incelemek sergi ya da gösterilerini izlemek.

   2.Akademik bilgiler veren kurslara katılmak ve grup havası içinde fotograf yaşamının bir parçası olmaya çalışmak.

  3. Herkesin çektiği normal klişelerden kaçınarak uzun vadeli projeler tasarlamak.

Şebnem Atılgan: PhotoCup’ın sizin adınıza açtığı “Gezi” temalı fotoğraflar hakkında neler düşünüyorsunuz? İyi bir gezi fotoğrafını nasıl tanımlarsınız?

İzzet Keribar: Sayın Niko Guido ve ekibiyle ve PhotoCup’un kurucusu Sayın Timur Bey’le her zaman güzel ilişkilerimiz olmuştur. Daha önceleri de adıma başka yarışmalar ve kupalar düzenlenmiştir.  Kupaya gelen fotoğrafları henüz inceleme fırsatı bulamadım. Eminim PhotoCup’a katılanlar gezi fotoğrafçılığına yakışır güzel işler sunacaklardır. “İyi bir gezi fotoğrafını nasıl tanımlarsınız?”sorusuna gelince… Daha önce çok da tanımadığımız güzel  ve etkileyici bir yeri doğru ışığı, doğru hatta şaşırtıcı yerleştirmeyle, izleyicilere akılda kalıcı bir fotoğraf sunma ustalığıdır, derim. Kendimi hala bir şeyler öğrenmek isteyen, tutkunu olduğu fotoğrafçılık için elinden geleni yapmaya çalışan ve farklı bakış açılarını seven bir fotoğrafçı olarak görüyorum.

Şebnem Atılgan: Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim.

USTA FOTOĞRAFÇI ADINA PHOTOCUP’TA DÜZENLENEN

İZZET KERİBAR KUPASI SONUÇLARI

1.Ustun Ozen-Izzet Keribar Kupasi

Türkiye’nin değerli fotoğraf sanatçıları adına açtığı kupaları bir gelenek haline getirmeyi hedefleyen PhotoCup’ın düzenlediği İzzet Keribar Kupası’nda kazananlar belli oldu. Dünyanın farklı yerlerinde çekilmiş birbirinden başarılı 1.826 fotoğrafın yarıştığı “Gezi” temalı kupada 1.2 milyon oy kullanılırken birinciliği, tüm turları atlayarak finale kalan ve finalde de en çok oyu alan Üstün Özen’in fotoğrafı kazandı. En iyi fotoğrafların ve fotoğrafçıların yanı sıra, en iyi oy veren kullanıcıların da ödül kazandığı İzzet Keribar Kupası’nda toplam 5.000 TL para ödülü dağıtıldı.

2.I.Kerem Ozturk-Izzet Keribar Kupasi

Fotoğraf yarışmalarına yeni bir soluk ve heyecan getiren PhotoCup, ustalara saygı sunmak amacıyla, Türkiye’nin değerli fotoğraf sanatçıları adına açtığı kupaları gelenekselleştirmeyi hedefliyor. Ocak ayında Mehmet Turgut’un babası ve ustası Ahmet Turgut anısına düzenlenen yarışmayla başlayan Fotoğraf Ustaları Serisi, PhotoCup’ın usta fotoğrafçı İzzet Keribar adına açtığıkupayla devam etti. Fotoğraf sanatıyla 17 yaşında tanışan ve fotoğraflarında ışık, renk ve grafik öğelere ağırlık vererek kendine özgü stilini oluşturan İzzet Keribar adına düzenlenen “Gezi” temalı kupada, dünyanın dört bir yanından renkli kareler yarıştı.

3.Emre Bostanoglu-Izzet Keribar Kupasi

1.071 fotoğrafçının toplam 1.826 fotoğraf yükleyerek katıldığı İzzet Keribar Kupası’nda, 12 gün süren oylamaların tüm turlarında toplam 1.2 milyon oy kullanıldı. Birinciliği Üstün Özen’in fotoğrafının kazandığı kupada İ. Kerem Öztürk’ün fotoğrafı ise ikinci oldu. Emre Bostanoğlu ve Lokman Dalgıç’ın yarı finalde yarışan fotoğrafları ise üçüncülüğü paylaştı. En iyi fotoğrafların ve en iyi fotoğrafçıların yanı sıra oy verenlerin de ödül kazandığı İzzet Keribar Kupası’nda toplam 5.000 TL para ödülü verildi.

3.Lokman Dalgic-Izzet Keribar Kupasi

Dileyen herkes, photocup.com internet adresinden ya da PhotoCup’ın mobil uygulamasından platforma üye olabiliyor; kupaya fotoğraf yükleyerek katılabiliyor ve oy kullanabiliyor.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz