“İO’NUN YENİ SESİ” ARTER’DE ZİYARETE AÇILDI!

79

Arter’in “Sesli Dizi” serisi kapsamında Melih Fereli küratörlüğündeki beşinci sergisinde, kurumun Bill Fontana’ya özel sipariş ettiği İo’nun Yeni Sesi isimli ses/video yerleştirmesinin dünya prömiyeri gerçekleşti. Fontana’nın İstanbul Boğazı’nın çeşitli noktalarında ve Şerefiye (Theodosius) Sarnıcı ile Yerebatan (Bazilika) Sarnıcı’nda gerçekleştirdiği video ve ses kayıtlarını temel alan İo’nun Yeni Sesi, sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliği de taşıyor. İzleyicinin zaman ve mekân algısını kuşatan bu etkileyici eser, serginin yapımı ve yapıtın Arter Koleksiyonu’na dahil edilmesi süreciyle ilgili finansman ihtiyacının tümünü karşılayan Grundig’in değerli katkılarıyla, Arter’in performans salonlarından Karbon’da izleyiciyle buluşuyor.

1947’de Cleveland’da dünyaya gelen ve çalışmalarını San Francisco’da sürdüren Bill Fontana, kariyerine besteci olarak başlamış ve kırk yılı aşkın bir süreyi kapsayan sanatsal üretimi boyunca, gündelik hayatımızı çevreleyen gizli müziğin çarpıcı yollarla dikkatimizi çekmesini sağlayarak inceliklerini açığa çıkarmıştır. Fontana’nın müzik üretiminin bir yolu olarak dinleme eylemini öne çıkaran yerleştirmeleri, görsel ve mîmâri ortamlara dair algılarımızla etkileşime geçmek ve onları dönüştürmek için sesi “heykelsi” bir mecra olarak kullanır.

Arter’in Bill Fontana’ya özel olarak sipariş ettiği çok ekranlı ve çok kanallı yerleştirmesi İo’nun Yeni Sesi, sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olmasının yanı sıra bir sesin “ürettiği” imaja ve bir imajın “yarattığı” sese yönelik araştırmalarına odaklanan Acoustical Visions [Akustik Görüntüler] başlıklı serisine de önemli bir ekleme niteliği taşıyor.

İo’nun Yeni Sesi, Fontana’nın bir bölümü su altında olmak üzere, İstanbul Boğazı’nın çeşitli noktalarında, ayrıca Bizans döneminden kalan Şerefiye (Theodosius) Sarnıcı ve Yerebatan (Bazilika) Sarnıcı’nda gerçekleştirdiği video ve ses kayıtlarını temel alıyor. Fontana’nın 8 kanallı dijital kayıt cihazı, akustik mikrofonlar, hidrofonlar ve ivmeölçerlerden oluşan taşınabilir kayıt stüdyosu aracılığıyla İstanbul’da topladığı ses verilerinin “yeniden konumlandırılması”, bu seslerin gece hoparlörlerle Yerebatan Sarnıcı’nda yayınlanması yoluyla gerçekleştirildi; böylece yapının devasa boşluğundan/kubbelerinden inanılmaz bir karşılık, çok çeşitli yankılar elde edilerek sanatçının “yeni(den) ses(lendirme)” adını verdiği bir yöntemle nihai kompozisyon olarak kaydedildi.

İo’nun Yeni Sesi, Arter’in performans salonlarından Karbon’un gelişmiş teknik altyapısı sayesinde ziyaretçilerin zaman ve mekân algısını kuşatarak Boğaz’daki ve Şerefiye Sarnıcı’ndaki kayıtlara dayanılarak gerçekleştirilmiş işitsel ve görsel kompozisyonlardan oluşan duyumsal ve dinamik bir dünya yaratıyor. Ziyaretçiler Karbon’a girer girmez karşı duvarda Şerefiye Sarnıcı’ndan görsellerin yer aldığı çok büyük bir projeksiyon perdesine doğru yönlendiriliyor. Serginin bu katmanında görselliğe ilâveten, Fontana’nın Şerefiye Sarnıcı’nda yaptığı ambisonik ses kayıtları bu duvara yakın konumlanan sekiz hoparlörlük bir matris üzerinden duyuluyor. Karbon’un mîmârisine mükemmel şekilde uyarlanmış “patlamış bir küpü” andıran perdeler üzerinde sunulan imajlar ve mekânla bütünleşmiş ses çeşitliliği ise, sanatçının farklı yerlerden elde ettiği verileri hem ses hem de görüntü bağlamında araştırılmaya değer son derece büyüleyici bir mecra olan su aracılığıyla bir araya getiriyor.

İo’nun Yeni Sesi, İstanbul Boğazı’na da ismini veren İo’nun mitolojik hikâyesine atıfla adlandırıldı. İo, Yunan mitolojisinde Zeus’un karısı Hera’nın ilk rahibesi olarak kabul edilir. Zeus, İo’ya âşık olur ve onu Hera’nın gazabından korumak için beyaz bir ineğe dönüştürür. Hera’nın intikam almak için kendisine musallat ettiği at sineğinden kaçmaya çalışırken sürekli yer değiştirmek zorunda kalan İo, İyonya Denizi’ni aştıktan sonra İstanbul Boğazı’nı da yüzerek geçmesiyle boğazın “sığır geçidi” anlamına gelen “Bosphorus” ismini almasını sağlar.

Grundig markasıyla, Arter’de sergilenen eserin daha fazla sanatsevere ulaşmasına katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Arçelik Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Garzanlı, konuyla ilgili, “75 yılı aşkın köklü mirasa sahip Grundig; kalite, sürdürülebilirlik, estetik ile tasarım ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Grundig markasının en önemli değerleriyle  örtüşen bu kıymetli serginin bir parçası olmak, bizler için çok büyük bir anlam ifade ediyor. Bill Fontana, eserleriyle içinde bulunduğumuz dünyayı ve çevreyi en derinlerimizde hissetmemizi sağlayan bir sanatçı. Grundig çevre duyarlılığı ile öne çıkan, geliştirdiği teknolojilerle doğayı ve kaynakları koruyarak geleceğin evlerini tasarlayan bir marka. Grundig ile ‘It Starts at Home’ diyoruz. Daha iyi bir gelecek evde başlar. Değerlerimizi, çevre bilincini ilk öğrendiğimiz yer evimiz. Sanata yaklaşımımızın kökeninde de evde edindiğimiz değerler yatıyor. Grundig markamızın, ses ve görüntü teknolojileri alanında çok güçlü bir mirası bulunuyor. Bill Fontana’nın İo’nun Yeni Sesi isimli ses ve video yerleştirmesi de görsel ve işitsel sanatlar arasındaki etkileşimleri ziyaretçilerle buluşturarak sıradışı bir dinleme ve izleme deneyimi yaşatıyor. Grundig olarak Arter’in çağdaş sanatı daha görünür kılma ve teşvik etme misyonunun destekçisi olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz,” açıklamasını yapıyor.

Arter’in güncel programlarına ilişkin daha detaylı bilgiye www.arter.org.tr adresinden erişilebilir. Arter Pazartesi hariç her gün açık. Kurumsal Sponsor Tüpraş’ın değerli desteğiyle, tüm sergilere giriş 24 yaş altı izleyiciler için her gün; Perşembe günleri ise her yaştan izleyici için ücretsiz. Arter Beraber üyeleri ise sergileri yıl boyunca ücretsiz ziyaret etmenin yanı sıra farklı ayrıcalıklardan faydalanıyor. Arter binasının Kütüphane, Kitabevi, Bistro by Divan, arka bahçe alanlarına ve Galeri 0’da yer alan sergiye giriş için bilet gerekmiyor. Ulaşım Sponsorları Ford Otosan ve Otokar’ın desteği sayesinde Taksim’den ve Tepebaşı’ndan ücretsiz servis araçlarıyla Arter’e ulaşılabiliyor.

BILL FONTANA HAKKINDA

Bill Fontana (d. 1947, ABD) 50 yıla yayılan sanat pratiği boyunca ürettiği, ses alanındaki öncü araştırmaları ve çalışmalarıyla tanınır. Görsel ve mîmâri mekânlara ilişkin algılarımızla etkileşim kurmak ve bunları dönüştürmek için sesi heykelsi bir mecra olarak kullanan sanatçı, doğal ve insan üretimi sesleri kompozisyon bilgisinden hareketle bir araya getirerek dinleyicinin zihninde görsel bir çağrışım alanı yaratma potansiyeline sahip yapıtlar ortaya koyar.

Bu eserlerin önemli bir bölümü, CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, Londra’daki Millennium Bridge, Normandiya sahilleri, San Francisco’daki sis düdükleri, balta girmemiş ormanlar, hidroelektrik türbinler ve kentsel alanlar gibi farklı kaynaklardan veri toplayan canlı dinleme ağları oluşturur. Fontana’nın çalışmaları, doksanların sonundan günümüze kadar, akustik mikrofonlar, sualtı sensörleri (hidrofonlar) ve yapısal/materyal sensörler (ivmeölçerler) kullanarak melez dinleme teknolojilerini keşfe çıkmıştır. Sanatçının daha yakın tarihli eserleri, ses ve video mecralarını buluşturan, görüntü ve ses arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalardır.

Fontana’nın eserleri Whitney Museum of American Art, San Francisco Museum of Modern Art, Museum Ludwig (Köln), Kunsthaus Graz, Kolumba Kunstmuseum (Köln), Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia (Madrid), MAXXI (Roma), Naturhistorisches Museum ve Kunsthistorisches Museum (Viyana), Tate Modern ve Tate Britain (Londra), 48. Venedik Bienali, National Gallery of Victoria (Melbourne) ve Art Gallery of NSW’de (Sidney) sergilenmiştir. Uluslararası müzeler ve yayın kuruluşları için ses heykelleri üreten Fontana, aynı zamanda kamusal sanat çalışmaları ve radyo projeleri de gerçekleştirmiştir.

Fontana, 2013’te, bilim insanlarının düşünsel katkılarıyla sanatçıların hayal gücünü buluşturarak dijital yaratıcılığı yeni boyutlara taşıyan “Prix Ars Electronica Collide@CERN” ödülünün sahibi olmuştur. Fontana’nın aynı yıl katıldığı misafir sanatçı programı dahilinde CERN’de görev yapan bir kozmologla birlikte ürettiği Acoustic Time Travel (Akustik Zaman Yolculuğu) isimli projesi, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nı dünyanın en büyük akustik enstrümanına dönüştürmüştür.

MELİH FERELİ HAKKINDA

İstanbul Erkek Lisesi, Waynesboro Lisesi (Pennsylvania), Robert Kolej Yüksek (lisans) ve Virginia Tech üniversitesinde (yüksek lisans) eğitimini tamamlayan Melih Fereli, 1973–1985 yılları arasında Lucas Industries şirketinde çalıştı. Londra Philharmonia Korosu’nda tenor korist sanatçılığının yanı sıra yönetim kurulu üyeliği (1985–1992) yaptıktan sonra 1993’te İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) genel müdürlüğünü üstlendi ve 2001 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Melih Fereli’ye Türkiye-Britanya kültürel ilişkilerine katkıları nedeniyle 1998 yılında Britanya İmparatorluğu Nişanı (Officer of the Order of British Empire; OBE) verildi. 2005 yılında VKV kültür-sanat danışmanı olan Fereli, 2010’dan bu yana Arter’in Kurucu Direktörü ve yönetim kurulu üyesidir. Fereli, ayrıca İstanbul Teknik Üniversitesi Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde (MİAM) öğretim üyeliği görevine devam etmektedir. Erdem Helvacıoğlu: Siyaha Özgürlük (2012), Sarkis: Cage/Ryoanji Yorumu (2013–2014), Kapı Çalana Açılır (Károly Aliotti’yle beraber; 2017), Dinleyen Gözler İçin (2020–2022), David Tudor ve Composers Inside Electronics, Inc.: Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) (2020–2022) küratörlüğünü yaptığı sergiler arasında yer alıyor.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz