Takvim yaprakları bu gün 2021 yılının 13 Nisan’ını gösteriyor. Günlerden Salı… Bugünü özel kılan ise ilk oruç günü olması… Bu güzel güne “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!” diyerek “Merhaba” diyoruz.

Eski ya da artık unutulmaya yüz tutan bir geleneği bir kez daha tekrarlayalım ve takvim yaprağımızın arka sayfasını çevirerek “Rahmet ve Mağfiret Ayı” başlıklı yazıya göz atalım:

“Ramazan ayı manevi bir iklim; ruh ve kalplerin yıkandığı nurlu bir atmosferdir. Lütfun, ihsanın, bağışın, bağışlanmanın sağnak sağnak yağdığı bir aydır. Bu ay içerisinde nice ufuklar, ummanlar açılır önümüze… Başka dünyalara gider; ruhen, kalben başka âlemlerde seyahatler yapar, şaşırtıcı kazançlarla yüz yüze geliriz.

Neler kazanılmıyor ki bu ayda? Günahlardan arınmak bir kazanç. Kat kat artan sevaplar bir kazanç. İbadet ve hayırlarda yoğunlaşarak manen zirvelere tırmanmak bir kazanç. Rahmet denizinde yüzmek, af ve mağfirete ermek bir kazanç…”

Ne mutlu bu ibadet ayını hakkı ile yaşayanlara…

Eski Ramazanlar…

Ramazan ayı bir ibadet ayı olarak gönüllere taht kurmasının yanı sıra oruç ve nefsi terbiye etme zamanı olarak da önemlidir. Bu da Ramazan ayıyla birlikte mutfak faaliyetlerin bir başka özen ve marifetle canlanması anlamına gelir. Yine takvim yapraklarında eski yıllara doğru dönüp, 1922 yılının Ramazan ayına bakalım…

Peyam-i Sabah ve Alemdar gazetelerinin 1922 yılında yayımlanan sayfalarında eski Ramazanlar ve iftar sofralarının özelliklerine dair şu bilgilere yer verilir:

Ramazan ayında verilen iftar yemeklerinin diğer akşamlardan farkı iftar kahvaltısı kısmıdır. İftar kahvaltısına ayrı bir önem verilir. Ufak tabaklara konan reçel çeşitleri, zeytin, hurma, peynir, sucuk, pastırma ve diğerleri ile küçük kâselerdeki çerezler sinilerin ortalarına konur. Mevsimine göre çeşitli meyveler ve salatalar tepsinin etrafına gösterişli bir şekilde dizilir.

Ramazan’da çatal-kaşık-bıçak gibi malzemelerin kullanılması uygun görülmez. Bunların yerine mercan saplı sedef, fildişi veya tahta kaşıklar kullanılır. Bu kaşıklar tepsinin kenarına dizilir. Daha sonraları elle yemek pek de hoş görülmez ve yavaş yavaş sofrada çatal kaşık bulundurulması yaygınlaşır.

Sofrada herkes minderlerde oturarak yer sofrasındaki büyük sinilerde yemek yer ve peçete yerine peşkir denilen dokuma bezi kullanılır. Ezanın okunmasına birkaç dakika kala sofrada toplanmak iftarın şartlarından biri olup, top atılması ile beraber oruçlar açılır ve yemek yemeğe başlanılır. -Pandemi dolayısıyla hayatımıza hiç çıkmamacasına giren sürekli el temizliği, o dönemlerde normal seyrinde işler- yemekten önce ve sonra leğen ve ibriklerle eller yıkanır.

Yemeğin sonunda ise mutlaka hoşaf bulundurmak adet olup, elmastıraş kâselerde kesme tepsilerle ikram edilir.

Yemekten sonra kahve ikramı ile ziyafetler son bulur.

Pandemi günlerinde Ramazan

Covid 19 salgını dolayısıyla bu Ramazan’da bir araya gelmek mümkün olmasa da her şeyden önemlisi sağlık diyerek herkesi Pandemi kurallarına uymaya davet ediyoruz. Pandeminin gölgesinde de olsa, “On Bir Ayın Sultanı Ramazan”a hoş geldin diyoruz.

Bu yıl da her gün iftar sofralarımız için yemek tariflerimizi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağız.

Hayırlı Ramazanlar!

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz