GEÇMİŞİ OLMAYANIN GELECEĞİ OLAMAZ!

108

Tiyatro P.A.S. bu yıl, yeni ve farklı bir oyun projesi ile çıkıyor seyircisinin karşısına: “Ben” Serisi “Kurtuluş”. Projede şu anda beş karakter hayat buluyor. Kadın kahramanlarımızın da yer aldığı “Ben” Serisi “Kurtuluş” oyunları arasında Kara Fatma’yı ise Sevtap Çapan canlandırıyor. 17-18-19 Mart tarihlerinde Su Gösteri Sanatları Sahnesi‘nde seyirciyle buluşacak olan oyunlar hakkında, “Bu proje, Milli Mücadelemizin 100. Yılı dolayısıyla bizler için çok önemli…” diyor Çapan. “Bununla birlikte, projenin başlangıç noktasında kadınlarımız var. Kadın kahramanlarımızın oyunlarını, kadın bakış açısıyla sahnelemek istedik. Bu nedenle Özgür Kaymak’la birlikte çalıştık. Böylece, kadın olarak kendimizi kahramanın yerine koymanın, o duyguyu yaşamanın ve yaşattırmanın daha etkili olacağını düşündük. Erkek kahramanlarımız da tarihimizde çok çok önemli yerlere sahip… Bu oyunlarımızı da Caner Bilginer yönetti.” Tek kişilik olarak sahnelenen “Ben” serisi, geçmişi, bugüne ve yarına taşıyacak değerli bir ekip çalışması olarak öne çıkmayı başarıyor. Bir tür “işaret” projesi bu! Kurtuluş Savaşı’na dikkatleri çekiyor ve seyirciye bu noktayı işaret ediyor, anımsatıyor, öğretiyor ve sahip çıkıyor. Tıpkı Sevtap Çapan’ın dediği gibi bizlere, onur, minnet, hayranlık, geçmiş ve geleceğe umutla bakma duygularını yaşatıyor. Çapan’la “Ben” Serisi “Kurtuluş” oyunları hakkında konuştuk.

Sevtap Çapan

Şebnem Atılgan: Tiyatro P.A.S., “Ben” Serisi “Kurtuluş”projesi kapsamında Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızı sahneye taşıyor. Milli Mücadelemizin başlangıcının 100. Yılı dolayısıyla sahnelenen “Ben Kara Fatma”, “Ben Kazım Karabekir”, “Ben Hasan Tahsin” ve “Ben Nezahat Onbaşı” isimli oyunlar, hem milli değerlerimizi ön plana çıkarıyor hem de kadın olgusunu güçlendirip, kadının mücadeleye kattığı büyük önem ve değere dikkat çekiyor. “Ben” serisi içinde yer alan iki kadın oyunu ile ayrıca, günümüzde kadınlara uygulanan şiddete karşı bir duruş sergileniyor. “Ben” Serisi “Kurtuluş”projesine nasıl başladınız, nasıl geliştirdiniz?

Sevtap Çapan: Projenin başlangıcı üç yıl öncesine uzanıyor. Aslında kadınlarımıza yönelik bir tiyatro oyunu üzerine çalışmayı planlıyor, konu hakkında fikir alışverişinde bulunuyor fakat tam olarak nasıl bir başlangıç yapacağımıza karar veremiyorduk. Daha doğrusu projenin içeriği yavaş yavaş ortaya çıksa da adını koyabilmiş değildik. Benim de birtakım önerilerim vardı, tabii… Projeler, fikirler üzerine yoğunlaştıkça ortaya oyun karakterlerimiz çıkmaya başladı. Bir süre sonra da bu karakterler ‘kahramanlarımıza’ dönüştü. Kurtuluş Savaşı araştırmalarımızda ki, buna hala devam ediyoruz, birçok kahramanımıza ulaştık ve onların sadece biriyle yetinmek ya da tek birini sahneye taşımak değil de birçoğunu sahnede görünür kılmak istedik. Fakat bunu nasıl yapabiliriz? Biz özel bir tiyatroyuz… Üstelik Tiyatro P.A.S. olarak da yeni kurulduk. Bu aşamada benim bir önerim oldu; “Tek kişilik seri tiyatro oyunları yapamaz mıyız?” dedim. Çeşitli kitap serileri var, film serileri var… Ama tiyatro sahnesinde, hatta dünyada da bunu araştırdım, seri şeklinde oyun sahnelenmiş değil… Böylece oyunlarımızın içeriğini belirlemiş olduk ve ilerlemeye başladık.

Ben Hasan Tahsin

-Peki, neden Kurtuluş Savaşı kahramanları üzerinde durdunuz ya da sizi bu kahramanlara yönlendiren nedenler nelerdi? Tabii, 100. Yıl önemli bir etken…

Sevtap Çapan: Bunun birkaç nedeni var fakat en önemli neden, bu kadın ve erkeklerin bizlerin kahramanı olmasıydı. Şöyle ki; farklı konularda filmler ve tiyatro oyunları seyrediyoruz. Ben çok fazla film izlerim… Türkiye’de yabancı menşeli kadın ya da erkeklerin hayat hikâyelerinin Türk oyuncuları tarafından sıklıkla sahnelendiğini görüyorum. İngiliz, Fransız, Alman… Evet, belki bir buluş yapmış, belki dünyaya bilimde ya da kültürde büyük bir kazanım sağlamış ünlü ve değerli insanlar bunlar… Fakat dikkat ederseniz eğer bu tür filmlerde ya da tiyatro oyunlarında kahramanlar, kendi ülkelerine dair bir durumu, yine kendi kültürlerini öğreterek, anlatarak yapıyorlar. Diğer bir deyişle, kültürlerini bize yansıtıyor ve aktarıyorlar. Bizler de onların yansımalarını alıyor ve kendi oyunculuğumuzla beziyoruz… Burada söylemek istediğim şu; sinemamız ve tiyatromuzun aslında evrensel bir dil oluşturma sorunu var. Ben biraz buralardayım, bu düşünceler içerisindeyim. Ve bu yıllardır devam ediyor. Elbette öğrendiklerimiz var fakat kendi değerlerimizi dile getirmek, anlatmak, göstermek için de adım atmamız ve sanatımızda gelişme göstermemiz geremiyor mu? Peki, bunu nasıl yapabiliriz? Özümüze dönerek… Başkasının yaptıklarını ya da onların kahramanlarını yücelterek değil! Bizim de kahramanlarımız var ki bunların illa ki savaş kahramanı olması gerekmiyor. Bilimde, sanatta, edebiyatta, sporda hatta siyasette alanlarında… Örneğin 2019’da Naim Süleymanoğlu’nun hayatı sinema filmine konu oldu. Bu beni çok mutlu etti. Bugüne kadar yapılmış başka örnekler yok mu, mutlaka var. Ancak bunların çoğalması gerekiyor. Süregelen Batı hayranlığımız, hala devam ediyor. Bundan kurtulamıyoruz. Bunun nedeni nedir, diye sorarsanız eğer, yapılan işlerin seyredilme garantisi diyebilirim. Evet, bunun peşindeyiz. Elbette Tiyatro P.A.S. olarak bizim de para kazanmaya ihtiyacımız var. Fakat bizim değerlerimiz ve bizim kahramanlarımızı sahneye taşımak için de bir yerlerden başlamak gerekiyor.

Ben Kazım Karabekir

Şebnem Atılgan: Bu düşüncelerden yola çıkarak “Ben” Serisi “Kurtuluş” projesini hayata geçirdiniz ve sahneye taşıdınız. Proje, yukarıda söz ettiğiniz beklentilerinizi ya da düşüncelerinizi karşıladı mı? Tabii oyunlar daha çok yeni… Seyirciyle de yeni yeni buluşuyorlar.

Sevtap Çapan: Bu proje, Milli Mücadelemizin başlangıcının 100. Yılı dolayısıyla sahneye taşınıyor. Bu yönüyle bizim için çok değerli… Bu açıdan baktığımızda da, yukarıdaki düşüncelerimizle örtüştüğü söyleyebiliriz. Bununla birlikte proje öncesi hazırlık süreçlerimizi farklı bir sosyal medya çalışması ile seyircilerimize ulaştırmaya başladık. Yaklaşık iki senedir, ekibimizi sosyal medyada tanıtıyoruz. Her birini, çünkü tiyatroda her birim çok önemlidir. Ekip çalışmasının çok önemli olduğunu düşünüyor ve profesyonel bir yaklaşım sergiliyoruz. Kendi yazdı, kendi oynadı, kendi yönetti, dekorunu kendi çaktı… Evet, tüm bunlar mecbur olunduğunda yapılıyor ya da yapmak zorunda kalıyoruz. Biz Tiyatro P.A.S. olarak kendimizi de zorlayarak, bütün alanlarda profesyonel arkadaşlarımızı yanımıza aldık. Her işi, kendi erbabının yapmasını istedik. Bizi zorluyor bu tabii… Fakat ortaya farklı bakış açılarını çıkartmak için bir ekip çalışması sürdürmek gerekiyor ya da böyle olduğunda ancak ortaya farklı bakış açılarının yansımaları çıkabiliyor. Elbette, kendi yazan, yöneten ve oynayan sanatçı arkadaşlarımızı eleştirmiyorum, yanlış anlaşılmasın… Tek bir bakış açısının oluşmasını önlemek için farklı seslere ihtiyacımız olduğunu söylemek istiyorum. Bizler böyle ilerlemeye çalışıyoruz ki bu da bize farklı projeler geliştirme olanağı veriyor fakat bunları başkaları fark ediyor mu, bilemiyorum. Biraz da bu nedenlerle yaratıcı ekibimizi, fotoğrafları ve görev tanımlarıyla birlikte sosyal medya alanlarımızda paylaşıyor, tanıtıyoruz. Çok ilginç, geçen yıl itibariyle gördük ki diğer tiyatrolar da bu tür paylaşımlar yapmaya başladılar.

Şebnem Atılgan: Bir şekilde proje ve ekip çalışması fark edilmiş görünüyor sanırım…

Sevtap Çapan: Evet, çünkü kostüm ya da müzikleri hazırlayan arkadaşlar hakkında pek bilgi veren olmazdı. Biz ekip içindeki bu tür üretimleri daha görünür kılmaya çalıştık. Tiyatrocu arkadaşların da bu şekilde paylaşımlar yapmaları beni memnun ediyor. Umarım daha da geliştirerek bu tür paylaşımları sürdürürler… Fikir, fikri doğurur ki bu da bizim kahramanlarımızı ön plana çıkartan projeleri ortaya çıkartmak açısından çok önemli…

Sevtap Çapan: “Kara Fatma’nın benim için ifadesi; onur, minnet, hayranlık, geçmişe ve geleceğe umutla bakmak…”

Şebnem Atılgan: Türkiye’nin yakın tarihi sinema, TV ya da tiyatroda çok geç konu olmaya başladı. Elbette birçok örnek var, fakat çok da fazla değil… Kurtuluş Savaşı’nın özünü insanlarımıza anlatmanın, kahramanlarımıza sahip çıkmak adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte “Ben” Serisi “Kurtuluş” gibi projeler dünü, bugün ve yarına taşıyacak çok değerli çalışmalar. Seri içerisindeki isimlere nasıl karar verdiniz?

Sevtap Çapan: Bilinmeyen, gölgede kalmış o kadar çok kahramanımız var ki! Bilinenler dahi unutulmaya yüz tutmuş durumda… Oysa tarihimize sahip çıkmamız gerekiyor. Yalnız şöyle bir parantez açayım, projeleri yaparken asla herhangi bir tarafta olmadık. Biz sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, kendi tarafımızdayız. Kişi ya da kişilerin tarafı olmadık… Oyun karakterlerimizi tüm gerçeklikleriyle yansıtmaya çalıştık. Kurguyu daha çok sahnelerin bağlanmasında kullandık. Diğer bir deyişle, oyunlarda anlatılanların hepsi yaşanan gerçekler! Karakterin olumsuz bir yönü varsa da eğer, bunu, onun çelişkisi olarak yansıttık. Örneğin Kazım Karabekir… Çok riskli bir isimdi. Peki, neden bu ismi seçtik? Çünkü Kurtuluş Savaşımız içerisinde çok önemli bir isimdi ve hepimizin Kazım Karabekir’i tanıması, bilmesi gerekiyordu. Bu mücadele içerisinde belki bazı çelişkileri ama öte yandan da güçlü bir kişiliği ve bir şeyleri başarma gücü vardı. Bu gücünü de Kurtuluş Savaşı’na destek vererek kullandı, her ne kadar durduğu yer farklı olsa da… Çünkü vatanımızın geleceğini düşünüyordu. İşte ast olan bu! Her daim yapmamız gereken, görüşümüz her ne olursa olsun, vatanımızın çevresinde buluşabilmek… Diğer karakterlerimizden biri de Mareşal Fevzi Çakmak’tı. Biliyorsunuz ülkemizde, Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra ikinci ve son mareşalimizdir. İlk Milli Savunma Bakanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Cumhuriyet dönemindeki ilk genelkurmay başkanıdır. Ne kadar önemli, değil mi? İşte taraf tutmadan bu bilgileri seyircilerimize aktarmak, kahramanlarımızı tarih sahnesinden tiyatro sahnesine aktarmak istedik.

Şebnem Atılgan: Gazeteci Hasan Tahsin de, yine kurtuluş mücadelesi içerisinde çok önemli bir isim… Bu projenin de değerli karakterlerinden biri…

Sevtap Çapan: Oyunumuzun ismi “Ben Hasan Tahsin”… Hasan Tahsin, gerçek adıyla Osman Nevres… Teşkilat-ı Mahsusa casusu, gazeteci ve yazar… 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkartma yapan, seçkin askerlerden oluşan Yunan Efzon Alayı işgal askerlerine, Kordonboyu’ndan ilk kurşunu sıkarak, hayatı pahasına Türk direnişini başlatan kişi! Oyunumun yazarı Cüneyt Ingiz, yönetmenimiz Caner Bilginer, oyun müzikleri Emrah Can Yaylı’ya ait… Hasan Tahsin’i ise Murat Batıkan Avcı canlandırıyor.

Şebnem Atılgan: Siz de Kara Fatma’yı oynuyorsunuz.

Sevtap Çapan: Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı kahramanlarımız arasında adı bilinenlerden… Benim de Kara Fatma’ya karşı özel bir ilgim, merakım vardı. Bu projeyi konuşurken aklıma gelen ilk isimdi. Çok güçlü bir kadın, bu projede yer almasının en önemli nedeni bu… Asıl adı Fatma Seher Erden… Erzurum, 1888 doğumlu… Kocası Ahmet Bey’in subay olması nedeniyle kendisi de bir asker hayatı yaşıyor. Eşi Binbaşı Ahmet Bey, Sarıkamış’ta şehit oluyor. Fatma Hanım, 1919’da kongre günlerinde Sivas’a gelerek Mustafa Kemal’le görüşüyor. Mustafa Kemal, Fatma Seher Erden’i Milis Müfrezesi Komutanı olarak batı cephesinde görevlendiriyor ve bu tarihten sonra da Kara Fatma olarak anılmaya başlanılıyor. Bir diğer kadın kahramanımız ise Nezahat Onbaşı… Nezahat Hanım da dokuz yaşındayken babasıyla birlikte cephede büyüyor. On iki yaşında başçavuşluğa terfi ediyor. Bu hayatları yaşamış o kadar çok kadınımız var ki; Şerife Bacı, Kılavuz Hatçe, Tokatlı Fadime… Hepsinin isimlerini oyunda geçiriyoruz. Hepsi, canları pahasına Kurtuluş Savaşı’na destek olmuş kadınlar…

Şebnem Atılgan: Türkiye’nin yakın tarihinde ve Kurtuluş Savaşı mücadelemizde ne çok kahramanımız var… Peki, seriye devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Sevtap Çapan: Evet, biz bu seriden vazgeçmeyeceğiz. Bu yıl seride beş oyun var. Şu ana kadar üç oyunu çıkardık. Tabii evdeki hesap çarşıya uymuyor. Fakat azimliyiz… “Ben Hasan Tahsin” prömiyer yapmak üzere… Seyircinin de ilgisini çekti. En başında da dediğimiz gibi, birilerinin tarihimize dönüp bakması ve bu oyunları çıkarması gerekiyordu. Bizim bu konuda yapabileceğimiz, bu tarihi nasıl daha iyi sunabileceğimizi araştırıp bulmak. Belki birileri daha büyük prodüksiyonlar yapar. Ama umarım bize gelirler, bizlerle konuşurlar. Sonuçta tek kişilik seri oyunları hayata geçirmek, orijinal bir fikirdi. Üstelik bu fikri, bizim kahramanlarımızı öğrenerek, anlatarak ve yeni nesillere aktararak hayata geçirdik. Oyunlarımızı şu anda Beykoz’da Nezihe Muhiddin Sahnesi’nde seyircilerimizle buluşturuyoruz. En kısa zamanda Avrupa yakasında da olmayı hedefliyoruz.

Şebnem Atılgan: Oyunda deneyimle yazarlar ve yönetmen isimleri karşımıza çıkıyor. Biraz da bu serinin yaratıcılarından konuşalım… Seriyi planlarken bir üslup birliği oluşturdunuz değil mi?

Sevtap Çapan: Evet, tabii ki… “Ben Nezahat Onbaşı” ile “Ben Kara Fatma”yı araştırmacı yazar Mehmet Dağıstanlı kaleme aldı. “Ben Hasan Tahsin”, “Ben Kazım Karabekir” ve “Ben Fevzi Çakmak” oyunlarımızı ise Cüneyt Ingiz yazdı. Şu anda “Ben Fevzi Çakmak” oyunumuz yazılıyor. Cumhuriyet Serimiz de ise “Nezihe Muhittin” de yer alacak. Bu oyunumuzu Elçin Gürler yazdı. Aslında sezona Nezihe Muhiddin oyunu ile başlayacaktık ancak birkaç aksilik oldu. Kurtuluş Savaşımızın yüzüncü yılı dolayısıyla “Ben” serisi ile başlamayı uygun gördük. Cumhuriyet Serimizde “Ben Celile” isimli, Nazım Hikmet’in annesi de yer alacak. Oyun metinlerimiz arasından bir üslup birliği oluşturduk. Bu dekorumuza da yansıyor. Değişen dönüşen bir dekorumuz var. Kahramanlarımızın yaşadığı dönem itibariyle, oyunlar arasında organik bir bağ olsun istedik. Oyun müziklerimizi Emrah Can Yaylı hazırlıyor. Eğer bir sürpriz olmaz ise bu yazar ekibimizle yolumuza devam edeceğiz. Elbette kahramanlarımızı yazmak isteyen başka yazarlar olursa onlara da kucak açarız. Bu seri fikrini, her yıl iki oyun dâhil ederek sürdürmek istiyoruz.

Şebnem Atılgan: Son sorum; Kara Fatma’yı oynamak size nasıl duygular hissettiriyor?

Sevtap Çapan: Benim için ifadesi; onur, minnet, hayranlık, geçmişe ve geleceğe umutla bakmak…

Röportaj: Şebnem Atılgan

*Röportaj, Tiyatro Gazetesi’nin Şubat 2020 sayısında yayımlanmıştır.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz