Değişen medya düzeninde podcast’ler gün geçtikçe önem kazanıyor. Tüm dünyada sayısı hızla artan bu yeni mecra için Türkiye’de de durum farklı değil. Çoğunlukla sohbet ya da monolog ağırlıklı podcast’lerin arasında, nadir de olsa tematik yapımlar da ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en deneyimli yayıncılarından Deniz Yüce Başarır’ın imzasını taşıyan “Ben Okurum” adlı podcast de bu nadir yapımlardan biri.

“Ben Okurum”un her bölümünde farklı bir kitaba odaklanan Deniz Yüce Başarır, kitabın ona hissettirdiklerini anlatırken, yazarıyla ilgili anahtar niteliğinde bilgiler vermeyi de ihmal etmiyor. Her bölümüne farklı bir ismin konuk olduğu “Ben Okurum”u bir arkadaş sohbeti gibi dinlemek de mümkün; kitaplar hakkında konuşan, tartışan, kitap sevgisini paylaşan dostların muhabbeti olarak… Ancak bu sohbetle sınırlı kalmayan Podcast, söz konusu kitaptan alıntıları ve Deniz Yüce Başarır’ın kitapla ilgili bilgileri, kendi fikirlerini, yaşanmışlıklarını paylaştığı metinleri de kitap meraklılarına sunuyor. Birbirini tamamlayan, ustalıkla bir araya getirilmiş bu üç parçalı yapısı, “Ben Okurum”u diğer podcast’lerden ayıran en önemli özelliklerinden biri. Deniz Yüce Başarır ile “Ben Okurum” hakkında konuştuk…

Şebnem Atılgan: Deniz Hanım merhaba. Sizinle yaklaşık üç yıl önce yine konusu kitap ve edebiyat olan keyifli bir röportaj yapmıştık. Edebiyatın okurları sarıp sarmalayan, koruyucu ve bir o kadar da aydınlatıcı ve öğretici dünyası, şu zor günlerde bizlere ışık ve umut saçmaya devam ediyor. Deneyimli bir yayıncı olarak sizi ve üretimlerinizi, yeni ve oldukça etkili bir platformda görmek, okur için oldukça keyifli ve de önemli… Ellerinize sağlık…

“Ben Okurum” başlığı ben de iki düşünce uyandırdı: Birincisi, cümlenin -bana göre- gerçek anlamı olan “ben bir okurum”un karşılığıydı. Tabii bu siz olunca, “Ben iyi bir okurum” demek daha doğru olacak sanırım… Aslında Podcast’lerde de önce, iyi bir okur olarak çıkıyorsunuz karşımıza… Ne dersiniz?

Deniz Yüce Başarır: Öncelikle çok teşekkür ederim.

Ben Okurum başlığı hem okuma eylemine, hem de okurluğa bir gönderme taşıyor.  İki ayrı vurguyla, iki ayrı anlam yüklemek mümkün… Ayrıca, biliyorsunuz ben Storytel için kitapları sesli olarak da okuyorum. O eyleme de bir göz kırpmak istedim. Ama sonuçta hepsi aynı kapıya çıkıyor: kitaplara. Benim de hayatım hep onlara çıkıyor zaten. Bundan da çok memnunum. Ve haklısınız, bu Podcast serisi benim okurluğum üzerinden ilerliyor. Yayıncılığım kesinlikle geri planda. Belki ancak yıllar içinde edindiğim dostların bir kısmı yayıncılığım sayesindedir. Ve tabii bu meslek önünüze iyisiyle kötüsüyle birçok metin çıkarıyor, sadece sizin seçtiğiniz metinler değil, okumaya mecbur kaldığınız metinler de çıkarıyor. Bu bir zorluk gibi görünse de, insanın kitaplara bakış açısını geliştiriyor, okurluğuna katkı sağlıyor.

Şebnem Atılgan: Podcast’lerde çeşitli edebiyat eserlerini başarılı bir şekilde seslendirerek, “Ben okurum” başlığını, “sesli okuma” dinletileriyle keyifli bir sunuma dönüştürüyorsunuz. Podcast’lerin içeriğine geçmeden önce, edebiyatı seslendirmenin incelikleri hakkında görüşlerinizi öğrenmek isterim… Bunun pek de kolay olmadığını düşünüyorum. Edebi metni-dili seslendirmek bir tür tiyatro -radyo tiyatrosu gibi örneğin- değil mi? Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Bu seslendirmeleri gerçekleştirirken nasıl bir yöntemi takip ediyorsunuz?

Deniz Yüce Başarır: Ben kitapları seslendirirken bir anlatıcı rolü üstlenmeyi tercih ediyorum. Metni okura aktaran bir sesim ben. Bence en önemlisi yazarın anlatmak istediğini doğru vurgularla dinleyiciye aktarmak… Bunun için de önce seslendirenin okuduğu metni doğru anlaması, yazarın dünyasına girmesi gerekiyor. Seslendirmede bile gündelik hayatımda çok okumanın faydasını görüyorum.

Şebnem Atılgan: ”Ben Okurum” Podcast’leri aynı zamanda sohbet konseptini de içeriyor. Kitabı okuyan bir arkadaşınızla ile sohbet ediyorsunuz. Böylece okurlara kitabı farklı bir bakış açısıyla da sunmuş oluyorsunuz. Okunan bir metni dinlemek de çok hoş ancak okurları “Ben Okurum” da çok daha fazla şeyler bekliyor.  Bize Podcast’lerin içeriğinden söz eder misiniz?

Deniz Yüce Başarır: Ben Okurum’un üç parçalı bir yapısı olduğunu söylemek mümkün. Sevdiğim bir kitabı benim kadar seven bir dost buluyorum. Bu kişinin aynı zamanda kitap konuşmaktan hoşlanan biri de olması gerekiyor elbette. Bazen yıllar önce okuduğum, bazen de yakın zamanda okuduğum kitaba farklı bir gözle tekrar bakıyorum. Neler hakkında konuşabileceğimizi ana hatlarıyla çıkarıyorum. Sonra eskiden karşılıklıydı, şimdi telefonda, sohbeti gerçekleştiriyoruz. Sonra bu kaydı dinliyorum, kitap ve yazarıyla ilgili araştırmalarımı tamamlayıp, bir metin yazıyorum. Kitaptan alıntılar seçiyorum. Sonra hepsini bir araya getiriyorum. Montajlı bir iş Ben Okurum. Ben de galiba en çok bu puzzle parçalarını bir araya getirmeyi seviyorum. Sanırım, televizyon programcılığından kalma bir alışkanlık. Bu konuda da Storytel Türkiye’de çalışan arkadaşlara da teşekkür etmem lazım, işin teknik detaylarını da onlar hallediyorlar.

Şebnem Atılgan: ”Ben Okurum” Podcast’lerini hazırlarken dünyadaki örneklerinden yararlandınız mı ya da diğer bir deyişle sizin dünya literatüründe takip ettiğiniz Podcast’ler var mı? Dünya yayıncılığında Podcast sesli okuma ya da sizin konseptinize yakın olanları nasıl buluyorsunuz? Bu konuda okurlarınıza tavsiyelerinizin olur mu?

Deniz Yüce Başarır: Doğrusu Ben Okurum’u kendime sorduğum iki sorunun sonunda buldum. Birincisi, itiraf ediyorum ‘Ben ne yaparsam mutlu olurum?’du. İkincisi ise ‘kitap okuyan, ya da kitap fikrini seven insanlara nasıl daha neşeli bir şekilde ulaşabilirim?’ İkinci soru zaten tüm yayıncılık hayatımda da hep yanıtını aradığım bir mesele olmuştur. Biraz da benzerlerinden ayrılacak bir iş olmalıydı. Birilerini taklit ya da tekrar etmenin ne size ne de sektöre ya da mecraya katkısı olur sonuçta.

Öneri olarak İngilizce dinleyebilen kitapseverlere The Book Review’u önerebilirim. Başka bir alanda ama, Cheaper Than Therapy de ilginç bir Podcast serisi. Psikolojiyle ilgili olan çeşitli Podcastler var dünyada, arada seçip seçip dinliyorum.

Şebnem Atılgan: Podcast’lere yayıncı gözüyle baktığınızda, kitap satışlarına olumlu katkısı olacağını söyleyebilir misiniz ya da diğer bir deyişle, Podcast’te okunan bir kitabı, okur satın alıp yeniden okur mu? (Ben okurum, açıkçası…) Bununla birlikte telif hakları bazında da Podcast’lerin yazar açısından faydalı bir zemin olduğunu da düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

Deniz Yüce Başarır: Podcast’te kitaptan sadece 4 paragraf paylaşıyorum. Kitabı anlatırken ya da arkadaşımla konuşurken okuma zevkini bozacak açıklar vermemeye özellikle çok dikkat ediyorum. Ben Okurum’u dinlemek ancak sözü edilen kitabı okumaya teşvik edebilir bir dinleyiciyi. Ya da okumadan kitap ve yazarı hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar ama asla kitabı okumuş kadar olmaz. Bana gelen direkt mesajlardan biliyorum, Ben Okurum’u dinleyip, satın alacakları kitap listesine ekleme yapanlar, listesini öyle oluşturanlar var. Yayıncılık dünyası için de yazar için de bu tarz programlar her zaman yararlıdır. Yıllar önce CNNTürk’de yaptığım Kitapça adlı program da bu anlamda çok ilgi görüyordu.

Şebnem Atılgan: Podcast’lerin bir diğer yararı da tekrar dinlemeye olanak tanıması… Ayrıca sesli kaynaklar olarak da sonsuza korunabilecekler. “Ben Okurum” da seslendirmek istediğiniz hangi yeni kitaplar var? “Şu kitabı mutlaka seslendirmeliyim!” dediğiniz kitap ya da kitaplar var mı?

Deniz Yüce Başarır: Seslendirme ile Podcast’i birbirinden ayırmak, okurun ve dinleyicinin kafasını karıştırmamak adına çok önemli. Storytel’de okuduğum kitapları baştan sona okuyorum, sonra Storytel platformunda yayına alınıyor ve üye olan dinleyiciler kitabın tamamını dinleme hakkına sahip oluyor. Podcast ise yine Storytel sponsorluğunda hazırlanan bir program diye düşünebiliriz. Ama Podcast’te kitaptan sadece küçük bir bölümü bulmak mümkün. Ben Okurum’u dinleyenler kitap ve yazarıyla ilgili çeşitli bilgilere (bu arada, şunun altının çizmek isterim: asla ders verir gibi değil üslup, yine dostlar arasında sohbet gibi ve hep güleryüzlü) , benim ve sohbet ettiğim kişinin o kitapla ilgili duygu ve düşüncelerine ulaşıyorlar. Kitaptan bölümler sadece tadımlık düzeyinde.

Seslendirmek istediğim çok kitap var Storytel için. Örneğin Barış Bıçakçı’nın Tarihi Kırıntılar’ını daha okurken, ah ben bu romanı sesli okusam, diye çok arzu etmiştim. Gerçekleşti. Şimdi Storytel uygulamasından dinlemek mümkün. Ayrıca henüz montajda olan başka Bıçakçı kitaplarını da okudum, onların da yayına girmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Sürprizi bozmamak adına Ben Okurum için aklımda olan kitapları izninizle burada açıklamak istemiyorum.

Şebnem Atılgan: Tüm dünyayı saran Covid 19 virüs salgınının en kısa zamanda sonlanması en büyük temennimiz. Bu zor günlerde keyifli programlarınızı bizlere ulaştırdığınız için teşekkür ederiz. Emeğinize, ellerinize sağlık.

Deniz Yüce Başarır: Hepimizin en büyük temennisi gerçekten bu salgının daha fazla can almadan biran önce son bulması. Tatsız günler geçiriyoruz. Ama biz, şimdilik sağlığı yerinde olanlar, bu sınırlılık ve endişe haliyle başa çıkmanın yollarını bulmak zorundayız. Herkesin kendine göre yöntemleri var elbette. Ben her zaman olduğu gibi yine kitaplara ve üretmeye sığınıyorum. Ben Okurum, bana, okurken, yazarken, sohbet ederken ve yayınlandıktan sonra gelen soruları yanıtlayıp, hiç tanımadığım insanlarla sosyal medya üzerinden bir dostluk geliştirmek çok iyi geliyor. Kitapların insanları buluşturduğunu, şifa verdiğini düşünüyorum. Ve bu salgının tıbbi şifasının da biran önce gelmesini diliyorum.

Çok teşekkür ederim ilginize.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz