CAN YAYINLARI KISA MODERN SERİSİNDE BU AY

272

Yıldız: Bir ünlünün kırık maskesi

Rikio beyazperdede herkesin gözbebeği, ancak kamera arkasında zihninin çözülmesine engel olamıyor. Başkalarından kaçmak mümkün mü? Benliğin kullandığı maskelerin hikâyecisi Yukio Mişima’dan sarsıcı bir psikolojik portre.


Rikio gençliğinin baharında bir oyuncu. Ünlü olmaktan ve ona mektuplar gönderen, uzaktan adını haykıran hayranları olmasından görünüşte çok memnun. Kamera karşısında bir süreliğine bir başkasına dönüşen Rikio, setten uzaklaştığındaysa bir yıldız olmanın ne demek olduğunu sorgulamaya ve absürd, yüzeysel varoluşuyla yüzleşmeye başlar. Yukio Mişima’nın bir yakuza filminde rol aldıktan sonra yazdığı Yıldız, Japon edebiyatının sıra dışı yazarından şöhreti ve yabancılaşmayı anlatan çarpıcı bir hikâye.

YUKİO­ MİŞİMA, ­1925 ­yılında ­Tokyo’da ­dünyaya ­geldi.­ Tokyo ­Üniversi­tesi’nde ­okudu.­ İlk­ öyküsünü öğrencilik ­yıllarında ­kaleme ­aldı. ­Savaş­ sonrasında ­hızla ­değişen ­Japon ­kültürü ­ve ­toplumu, ­ Mişima’nın ­tüm­ eserlerini­ ve yaşamını­ doğrudan ­etkilemiştir. ­1948 ­yılında ­yayımlanan­ Bir Maskenin İtirafları’nda oldukça ­tabu ­bir ­konuyu, tutucu ­toplum­ içinde ­gizlenen ­eşcinselliği ­kaleme­ aldı. ­Japon ­geleneklerine ­kökten ­bağlı ­olan ­Mişima buşido adlı ­samuray­ disiplinini benimseyerek ­yaşadı.­ Japonya’nın­ 20. ­yüzyılını ­ele ­aldığı ­epik ­dörtlemesi Bereket Denizi’nin­ son ­cildini ­yayımcısına­ teslim­ ettiği­ gün,­ 25­ Kasım­ 1970’te­ özel­ ordusu­ Tatenokai’yle­ bir­ askerî­ darbe­ girişiminde ­bulundu.­ Beklediği­ desteği ­görememesi­ üzerine ­geleneksel­ bir ­Japon­ intihar ­yöntemi­ olan seppuku’yla ­yaşamına ­son ­verdiğinde ­45­yaşındaydı. ­Mişima ­günümüzde ­Japon­ edebiyatının ­en ­önemli yazarlarından ­biri ­kabul­ edilmektedir.

VANER ALPER, ­ bilgisayar ­mühendisliği­ ve ­mütercim ­tercümanlık ­okudu. Türkiye’nin­ ilk ­diplomalı ­Japonca tercümanı­ ve ­Japoncadan­ Türkçeye ­doğrudan ­çevrilen ­ilk­ edebiyat ­eserinin­ (Örümcek Ağı,­1990)­ çevirmenidir. 20.­ yüzyıl Japon­ şairleri ­Hiroşi ­Osada, ­Çoku ­Kanai, ­Hakişū­ Kitahara, ­Takuboku­ İşikava, Kenci ­Miyazava, Kōtarō­ Takamura, ­Şuntarō­ Tanikava’dan­ şiirler­ çevirmiştir.­ Halen­ Japonya’da­ moda­ sektöründe­ danışmandır. ­Aynı zamanda ­internet  üzerinden­ Japonca-Türkçe ­görsel­ sözlük­ yayımlamakta ­ve ­Love ­Turkey ­kültür ve ­sanat sitesinde ­çağdaş­ Türk ­sanatçılarını ­Japonya’ya ­tanıtmaya ­devam­ etmektedir.

Tilki: Tilkilerle dans

Eserlerinde günlük deneyimin tuhaf ve esrarlı özünü çıkaran D.H. Lawrence’tan bir çiftliğin sahipleri ve davetsiz misafirlerine dair zengin sembollerle örülü bir uzun öykü.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında bir İngiliz köyünde, Nellie ve Jill adlı iki genç kadın, yaşadıkları çiftliği idare etmeye çalışmaktadır. Soğuk kış ayları beraberinde hastalık ve yiyecek sıkıntısını da getirecektir. Bu çaresiz bekleyiş sırasında bir tilki çiftliğe dadanır ve tavukları kaçırmaya başlar. Düzenlerini bozan bu hayvanı öldürme çabaları sonuçsuz kalır ve tam o sırada, savaştan dönen genç bir asker kapılarında belirir… Tilki, güce ve cinselliğe dair gizli anlamlarla dolu bir öykü.

D.H.­ LAWRENCE, ­ 1885’te­ İngil­te­re’de,­ East­wo­od,­ Not­ting­ham­shi­re’da­ doğ­du. ­İlk ­ro­manı ­The White Peacock (Beyaz­ Tavus ­Kuşu)­1911’de, ­ikinci­ romanı­ Günahkâr Ruhlar­1912’de ­basıldı.­ Ya­rı ­oto­bi­yog­ra­fik ­ro­ma­nı ­Oğul­lar ve Sevgililer ­(1913)­ Law­ren­ce’ın ­ken­di ­ya­şamöy­küsünü,­ genç ­bir ­adamın­ an­ne­siyl­e ­iliş­ki­si ­ve ­bu ­iliş­ki­nin ­baş­ka ka­dınl­arl­a­ iliş­kil­e­ri­ni ­nasıl ­et­kil­e­di­ğiyl­e­ il­gil­i ­güçlü­ bir ­psi­ka­nal­i­tik ­in­cel­e­me­ye­ dönüştürüyor­du.­ 1915’te ­ya­yımlanan­ Gökkuşağı’nda,­ Brang­wen­ ail­e­si­nin­ üç­ ku­şak­ öyküsü­ ara­cıl­ığıyla­ topl­um­ ve­ ruh­sal­ de­ği­şi­mi ­ele alınıyor­du. ­Kitabın­ devamı­ niteliğindeki ­Âşık Kadın­lar­1920’de yayımlandı.­Onu ­yine ­aynı ­yıl ­1920’de ­Kayıp Kız,­1926’da ­Kanatlı Yılan,­1928’de ­Lady Chatterley’in Âşığı,­1930’da­ Bakire ile Çingene adlı­ ro­manl­ar ­izl­e­di. Aynı za­man­da ­çok ­iyi ­bir ­şai­r, ­öykü­ ve­ de­nem­e ­ya­zarı ­olan­ D.H.­ Law­ren­ce, ­özell­ikl­e ro­manl­arıyla ­20.­ yüz­yıl İngiliz­ ede­bi­yatının ­en­ et­ki­li­ yaz­arlarından ­biri oldu. Lawrence, 1930’da ­ Fransa’nın ­Vence ­kentinde ­ öldü.

SUAT ERTÜZÜN, ­ 1971’de­ Hollanda’da­ doğdu.­ İlkokulu ­Hollan­da’da, ­o­rtaokul ­ve ­liseyi ­İstanbul’da ­okudu. Boğaziçi ­Üniversitesi ­Siyaset ­Bilimi­ ve ­Uluslararası ­İlişkiler ­Bölümü’nü­1996’da­ bitirdi. ­Bir ­süre ­bankacılık­ ve­ turizm­ sektöründe çalıştıktan ­sonra­ çevirmenlik ­yapma­ya ­başladı.­ Os­car ­Wilde,­ Kiran­ Desai, ­J.M. Coetzee, Rudolfo ­Anaya,­ Julia ­Glass, ­John­ Hu­ghes,­ Sybille­ Bedford,­ John­ Banville,­ Patricia­ Highsmith,­ Stephen­ Greenblatt, ­Aimee­Bender,­V.S.­Naipaul gibi ­yazarların ­eserlerini ­Türk­çeye ­kazandırdı.

Kısa Modern serisinin diğer kitapları: Mihail Bulgakov – Morfin, D.H. Lawrence – Ölen Adam, Nina Berberova – Eşlikçi Kız; Hans Fallada – Neden Ucuz Saat Takıyorsun?, İzak Babel – Odessa, Katherine Mansfield – Koyda, Franz Kafka – Bir Köpeğin Araştırmaları, Oriana Fallaci – Doğmamış Çocuğa Mektup, Henry Handel Richardson –  Çocukluğun Sonu, Iréne Némirovsky − Aile Bağları, Susan Sontag – Böyle Yaşıyoruz Artık, Siegfried Lenz – Saygı Duruşu.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz