Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü muhteşem bir törenle açılmıştı. Ankara’da çalışmalarına başlayan Meclis, tarihe, ilk Milli Meclis olarak geçecekti. Mecliste, yurdun her yerinden seçilerek gelen mebuslar ile İstanbul’dan Ankara’ya ulaşabilenler vardı. Ankara halkı ve yurdun çeşitli bölgelerinden meclisin açılış törenini görmek için gelenlerin sayısı da yüksekti…  Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılındıktan sonra, toplanan kalabalık ellerinde sancaklarla meclisin önüne gelmiş ve kapı önünde dualar okunup, kurbanlar kesildikten sonra meclis açılmıştı. Halk ile temsilciler iç içe yer almış, meclisin açılış tarihi 22 Nisan Perşembe günü olarak belirlenmesine rağmen, Cuma gününün İslam Âlemindeki öneminden dolayı açılış tarihi bu güne alınmıştı. Fakat gerçekte olan, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıydı. Türk halkı, işgal güçlerine ve tüm dünyaya egemenliğini ilan ediyordu.

Sizlere geçtiğimiz günlerde okuduğum oldukça ilgi çekici ve son derece önemli bir araştırmadan söz etmek istiyorum. Konusu elbette, 23 Nisan 1920 ile ilgili…  Yrd. Doç. Dr. Sevda Mutlu’nun “Atatürk’ün Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Geçişte Rejim Stratejileri: Atatürk’ün TBMM Açılış Konuşmalarının İçerik Analizi (1920 – 1938)” başlıklı araştırması, günün önemini dile getirmesi açısında son derece değerli bir çalışma… Tabii benim gibi Türkiye’nin yakın tarihine ilgi duyanlar için eminin metnin tamamını okumak çok daha bilgilendirici olacaktır. Bununla birlikte bu değerli kaynaktan yararlanmak, günün önem ve ehemmiyeti açısından da kayda değer…

Kurucu Meclis

16 Mart 1920’de Osmanlı’nın başkenti işgal edilmiş, Meclis-i Mebusan çalışmaz duruma getirilmişti. Mustafa Kemal Paşa, bu durum karşısında, Ankara’da bir Kurucu Meclis’in toplanmasına ve bu meclis üyelerinin seçiminde uygulanacak esaslara ilişkin görüşlerini bildirmişti.  Buna göre Ankara’da toplanacak Meclis Kurucu Meclis adını taşıyacaktı.

Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü muhteşem bir törenle açılmış ve çalışmalarına Ankara’da başlayarak ilk Milli Meclis olarak tarihte yerini almıştı.

I. TBMM Dönemi Kurtuluş Savaşını sevk ve idare etmiştir. Büyük Millet Meclisi kuruluş dönemi itibarıyla çok zor bir dönemde olağanüstü şartlarda kurulmuştu. Bu yüzden Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı işler ve alacağı sorumluluklar büyüktü. Atatürk bu bilinç ve gururla Büyük Millet Meclisi’nin Açılışını yapmış, çalışmalarını bu anlayışla sürdürmüştür.

Büyük Millet Meclisi her şeyden önce kurucu meclis konumundadır. İkinci olarak; bu meclis İstiklal Savaşı’nı yapmış ve kazanmış muzaffer bir meclistir. Üçüncü olarak; Büyük Millet Meclisi halkın her kesiminin katılımı ile demokratik bir meclis görünümündedir. Dördüncü olarak;  “İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e”, “Ümmet Devleti’nden” “Milli Devlet’e” geçişi sağlamıştır.

Yrd. Doç. Dr. Sevda Mutlu çeşitli kaynaklardan yola çıkarak kaleme aldığı araştırmasındaki “Atatürk’ün Meclis Açılış Konuşmaları”nı, “Kurtuluş Savaşı, cumhuriyete geçiş ve ulus-devlet olma süreçlerini kapsaması nedeniyle ayrıca önem kazanmakta ve önemli bir araştırma alanı olarak kendisini göstermektedir. Büyük Millet Meclisi, dünya parlamento tarihi içinde çok özel ve önemli yere sahip bir Meclis olma özelliğini kurtuluş mücadelesini yürüten ve toplumu aydınlatan, yenilik yolunda ilerleten bir misyon üstlenmesi ile kazanmıştır. Atatürk’ün Meclis Açılış Konuşmalarının öne çıkan özelliği, geçmişi, hâlihazır durumu ve geleceği içermesidir. Bu açıdan da, O’nun Meclis Açılış Konuşmaları, dönemin toplumsal, ekonomik, iç ve dış siyasal koşulları hakkında genel bir bilgi verir niteliktedir. Bu nedenle, Atatürk’ün Meclis Açılış Konuşmalarının içerik analizinden hareketle, dönemin koşullarını ve bu koşullara ilişkin Atatürk’ün amaç, düşünce ve eylem stratejilerini tespit etme imkânı da yakalanmış olacaktır,” şeklinde yorumlamaktadır. 

Atatürk’ün ilk ve en uzun Meclis Açılış Konuşmasını 24 Nisan 1920’de yaptığı ve toplam 12638 sözcük kullandığının altını çizen Mutlu, bu uzun açılış konuşmasının üç bölümden oluştuğunu belirtmektedir: “Atatürk’ün bu konuşmasının temel içeriği ve amacı, meclisi ve milleti kurtuluş mücadelesine hazırlamak ve motive etmek olmuştur. Oldukça etkileyici olan bu konuşmasında sıklıkla yer alan kelimelerin nitelikleri ve bağlamlarına bakıldığında, en sık kullandığı kavramın Millet olduğunu görüyoruz. Millet kavramını şu bağlamlarda kullanmıştır: Milletin imhası, itimadı, ameli, selameti, kalbi, hukuku, soyluluğu, istiklâli, serveti, hareketi, hakkı, azmi, vaziyeti, nam ve şerefi, vicdanı, galeyanı, nazarı dikkati, payitahtı, kuvveti, vekilleri, esaret ve zilleti, katı iradesi, mağlubiyeti, efkârı, maksadı, temsili, lehine, aleyhine, terakkisi, kurtuluşu, uyanıklığı. Sadayı millet, bütün millet, sînei millet, dövüşen, tecavüzler karşında kalan millet, takdir eden millet, kan ağlayan millet, mazlum millet, asil millet. Millet uğruna, millet namına, millet için, münevveranı millet, millete karşı cinayet ve hıyanet, milleti necibe. Atatürk’ün Meclis-i Millî kavramını sıklıkla vurgulaması, Osmanlı Devleti’nden yavaş yavaş kopuşun habercisi niteliğindedir. Hâlihazırda başkanı olduğu Meclisi millet temelinde merkeze koyduğunu ve yetkilendirdiğini ve Millî Mücadelenin millet destekli olmasına vurgusu ise ümmet algısından millet algısına doğru yönelme olduğunun göstergesi niteliğindedir. Kongre kavramı, özellikle Atatürk’ün konuşmasının ikinci bölümünde sıklıkla geçmektedir. Meclisteki milletvekillerine, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin tüm ayrıntıları ile aktararak süreç hakkında bilgilendirdiğine şahit oluyoruz. Atatürk’ün liderlik nitelikleri arasında en belirgin olanı milli strateji anlayışına sahip olmasıdır. Milli strateji anlayışı, O’nun siyasi alanda meydana gelen değişimlerde belirleyici faktör olmuştur. Bağımsızlık hareketinde, yeni Türkiye Devleti’nin kurulması ve devamlılığında bu stratejisini görmekteyiz. Atatürk’ün siyasi düşüncesinin ikinci prensibi milli egemenlik meselesidir. Millî Mücadele döneminden başlayarak Atatürk tarafından yönlendirilen Türk dış politikası, gerçekçi ve pragmatist temelde yeni ve millî bir devlet kurma çabasıdır ve bu çaba bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş diplomasisini de oluşturmuştur. Bu konuşmasında, Atatürk’ün milli stratejisini etkili bir şekilde uygulamaya koyduğunu söyleyebiliriz.”

Değerli hocamızın araştırması, yakın tarihimize ışık tutuyor. Bu tür kaynakların genç nesil için son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, ilkokul sıralarında çekilmiş şu güzel fotoğrafın alt yazısı olarak, 23 Nisan 1920’nin değerini ve Mustafa Kemal Atatürk’ü, biz büyükler ve tabii küçüklere ne kadar da güzel anlatıyor. Teşekkürler hocam…

Yukarıdaki metin, Sayın Sevda Mutlu’nun yazısından alıntılanmıştır.

*Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Sevda Mutlu, Cumhuriyet Üniversitesi, SİVAS – Metnin tamamı, “Atatürk’ün Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Geçişte Rejim Stratejileri: Atatürk’ün TBMM Açılış Konuşmalarının İçerik Analizi (1920 – 1938)” başlığını taşımaktadır.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz