Hasan Tahsin, Teşkilat-ı Mahsusa casusu; gazeteci-yazar. Gerçek adıyla Osman Nevres, 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkartma yapan, seçkin askerlerden oluşan Yunan Efzon Alayı işgal askerlerine ilk kurşunu sıkarak Türk direnişini başlatan ulusal sembol kişi… Hasan Tahsin’in işgal askerlerine sıktığı ilk kurşun, Türk Kurtuluş mücadelesinde öncü bir simgedir… Tiyatro P.A.S.’ın “Ben Serisi Kurtuluş” projesi içerisinde yer alan “Ben Hasan Tahsin” oyunu, bu mücadelenin kahramanlarından biri olan Hasan Tahsin’i sahneye taşıyor. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919’un 100. Yılı’nda “İlk Kurşun”u ateşleyen Hasan Tahsin’i Murat Batıkan Avcı ile konuştuk.

Şebnem Atılgan: Covid19 dolayısıyla sahneler kapalı, oyunlar seyircisiyle buluşamıyor ama ben bu durgunluğun ardından yoğun bir dalga umuyorum, bekliyorum. Seyirciler olarak tiyatroyu özledik… Sizler de şüphesiz aynı duyguları taşıyorsunuz. Covid 19’lu günlerde neler yapıyor, zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz? 

Murat Batıkan Avcı: Her şeyden önce kendi kendimize moral veriyor ve birbirimize iyi temennilerde bulunuyoruz. Şurası bir gerçek ki, küçük büyük her olaydan ilk etkilenen, sahnede aktif görev alan aktörler ve tiyatrodur. Mesela, yas ilan edilir tiyatrolar kapanır ama televizyonda diziler ve programlar devam eder. Bir yerde olay olur, tiyatrolar kapanır ama yine televizyonda diziler ve programlar devam eder…  Salgın hastalık olur ilk önce tiyatrolar ve tiyatro salonları kapanır ama en son tiyatro salonları açılır! Oysa kalabalığın yoğun olduğu marketler, alış veriş merkezleri ya da toplu taşımalar hizmet vermeye devam eder ve şu söylenir; lütfen kalabalık alanlara tedbirinizi alarak gidiniz. Bu nasıl bir ikilemdir, nasıl bir çifte standarttır anlamış değilim… Oysa II. Dünya Savaşı’nda Avrupa’ya bombalar yağarken, sığınaklarda insanların moralini yüksek tutmak için tiyatro oyunları sahnelenirmiş… II. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da ilk restore edilen binalar tiyatro salonlarıdır. Antik Yunan ve Roma’da askerler savaştayken halkı motive etmek için binlerce kişi kapasiteli amfi tiyatrolarda aralıksız tiyatro oyunları sergilenirmiş… Demek istediğim, aslında tüm sanat camiasının endişeleri var. Tabii ki salgın hastalık farklı bir durum… Bu durumda her yerin tamamen kapatılması ve iki insanın sosyal alanlarda yan yana gelmesine olanak verilmemesi gerekiyor, ancak tiyatrolar her olayda kapatılma durumuna maruz kaldığı için hem üzülüyor hem de büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyoruz.

Bizim işimiz insanla! Tiyatro, insanı insana insanla anlatma sanatıdır. İnsan olmayınca tiyatro olmaz. Şunun anlaşılması gerekiyor ki tiyatro bir eğlence değil, bir gerekliliktir. Bir varlığın var olma nedeni tekâmüldür. Yani öğrenmek ve gelişmektir. Bütün dinler de bunu emreder. Gelişmenin en iyi yolu da bilginin yanı sıra kültür sahibi olabilmektir. Kültür, bilgiyi doğru ve insanca kullanabilme yeteneğidir. İşte bu günlerde biz de evimizde yine aktris olan eşim Sevtap Çapan’la birlikte tiyatromuz üzerine sohbet ediyor, yeni fikirler geliştiriyoruz… Bazen TV’de dizi izliyoruz, bazen yazı yazıyor ya da tavla oynuyoruz. Bazen de her evli çift gibi tatlı tartışmalarımız oluyor. Günler böyle geçip gidiyor. Her ne kadar gelecek günleri ön göremesek de içimizdeki umudu yitirmiyoruz.

“Bizim kahramanlarımızın sadece yüreklerinin saflığı ve temizliği yeter… Bu yüzden projedeki sloganımız ‘Geçmişi olmayanın geleceği olamaz…’ şeklindedir.

Şebnem Atılgan: Salgın öncesinde çok önemli bir projeyi hayata geçirdiniz… Bu projenin adı “Ben” Serisi “Kurtuluş”tu. Oyunlar arasında “Ben Hasan Tahsin”i siz canlandırıyorsunuz. Bugün 19 Mayıs ve biz bundan yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile çıktığı kurtuluşun ilk adımını kutluyoruz… Atatürk’ün 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan başlayan yolculuğu, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmasıyla, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcını oluşturuyor. Atatürk’ün İstanbul’dan hareket edişinden bir gün önce, 15 Mayıs 1919’da İzmir, Yunanistan Krallığı tarafından işgal ediliyor… Kaynaklara göre aynı günün sabahı, saat yedi buçuk sıralarında Hasan Tahsin Konak Meydanı Kordon Boyu’nda koyu renkli takım elbisesi ile bekliyordu.

Hasan Tahsin, birçok kaynakta farklı bilgilerle anlatılıyor. Konu, oldukça kapsamlı ve derin… Size göre Hasan Tahsin gerçek adıyla Osman Nevres kimdi? “Ben Hasan Tahsin” oyununun metnini hazırlanırken hangi kaynaklardan yararlandınız?

Murat Batıkan Avcı: Öncelikle gerçek Hasan Tahsin’den söz edelim… Hasan Tahsin, aslında Selanik’te “Silahçı” adlı bir gazete çıkaran başka bir gazeteciydi. İngilizler ve Yunanlar tarafında duran, Türkler aleyhine propaganda yapan, işgal devletlerini öven yazılar yazan bir gazeteci…

Osman Nevres ise, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin verdiği bursla ki buna Enver Paşa vesile olmuş, Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitiren bir gençtir… Aynı zamanda iyi silah kullanan, cesur, kurnaz ve vatansever biridir. Bildiği diller cabası… Teşkilat-ı Mahsusa’nın, o zaman ki adıyla Milli İstihbarat Teşkilatı, Başkanı Kuşçubaşı Eşref Paşa tarafından Sadrazam Talat Paşa’ya bir görev için tavsiye edilir. Görev şudur; himayemizde olan Romanya’yı, Türklerin aleyhine kışkırtmak için görevlendirilen, aslında İngiliz ajanı olan sözde gazeteci Buxton kardeşleri ortadan kaldırmak.

O dönemlerde gizli görevler için en iyi kılıf gazeteciliktir. İşte bu nedenle Teşkilat-ı Mahsusa gazeteci Hasan Tahsin’i bertaraf eder. Ancak bunu ifşa etmez. Osman Nevres, Hasan Tahsin’in kimliğine bürünür. Bu kimlikle, Buxton kardeşlere ulaşması ve gazeteci olarak Avrupa’da dolaşması daha kolay olacaktır. İşte Hasan Tahsin macerası böyle başlar. Aslında Osman Nevres, iyi eğitimli bir ajandır.

Yararlandığımız en büyük kaynak, araştırmalarını Cumhuriyetin kuruluşu, yakın tarihimiz ve özellikle Hasan Tahsin’in hayatı üzerine yapmış olan çok değerli İzmirli duayen gazeteci Yaşar Aksoy’dur. Buradan Sayın Aksoy’a saygı ve sevgilerimizi iletiyoruz. Hasan Tahsin’in hayatını anlatan kitabını ve tabii ki bütün kitaplarını da okurlarımıza tavsiye ediyoruz.

Oyunun yazılmasına gelince, sevgili meslektaşımız Cüneyt İngiz’e teşekkür ediyoruz. Cüneyt İngiz, tek kişilik oyun yazımlarında oldukça başarılı… “Ben Serisi Kurtuluş” projemizin ikinci oyunu olan “Ben Kazım Karabekir”i de hem yazdı hem de oynuyor. Kendi tiyatrosu Tezat Sanat’ta da “Anılarla Atatürk” oyunu devam ediyor… Bu oyunu da okurlarımıza tavsiye ederiz. Cüneyt Bey oyunu yazarken benim tavırlarımı, karakterimi ve yapımı Hasan Tahsin’le çok benzettiğini söylemiştir. Oyun metnini okumaya başladığımda bunu o kadar iyi anladım ki! “Bu karakteri nasıl çıkaracağım,” diye düşünmeme aslında pek gerek kalmadı. Yapmam gereken tek şey sadece anları iyi yakalamak ve keyfini çıkarmaktı. Ben de bunu yapmaya çalıştım.

“Hasan Tahsin’in –Osman Nevres’in- en önemli özellikleri yüreğinin, bileğinin kuvvetli olması, çok iyi silah kullanması, milletine ve inancına olan bağlılığı…”

Şebnem Atılgan: Hasan Tahsin oyunda hangi yönleri ile ön plana çıkıyor?

Murat Batıkan Avcı: Osman Nevres’in kimliğinin değişmesiyle birlikte fiziksel değişimini de sahnede, seyircinin önünde çok açık bir şekilde veriyoruz. Tabii ki takma isim de sahnede dile geliyor. Hasan Tahsin’in –Osman Nevres’in- en önemli özellikleri yüreğinin, bileğinin kuvvetli olması, çok iyi silah kullanması, milletine ve inancına olan bağlılığı… Tek aşkı ve nişanlısı Vedia Hanım’dan vatanı uğruna vazgeçmesi… Maşatlık mesiresindeki konuşmasında kadınlara karşı da eşitlikçi yaklaşımını görüyoruz.

Bütün bu özellikleri oyunda anlatılıyor. Tabii burada sevgili yönetmenimiz Caner Bilginer’e selam ediyorum. Bizim otuz yılı aşkın bir dostluğumuz var. Zaten Sevtap Hanım’la da 26 senedir İstanbul Şehir Tiyatroları’nda beraberler. Ayrıca tüm ekipteki diğer arkadaşlarıma da sevgilerimi yolluyorum… Hepsi benim için hepsi çok değerli…

Şebnem Atılgan: Kordonboyu’ndan ilk kurşunu sıkarak Türk direnişi başlatan ve bu eylemi ile ulusal sembol kişi olan yazar ve gazeteci Hasan Tahsin’i sahneye taşımak ve oynamak size nasıl duygular hissettirdi? Bu tür tarihi kahramanları canlandırmak zor mudur? Sizin için zor bir rol müydü? 

Murat Batıkan Avcı: Hür bir ülkede, hür insanlar olarak yaşıyoruz. Kimliğimiz var. Vatanımız var. Bayrağımız var. Şu anda elimizde olanın inanın birçoğumuz farkında değiliz. Son dönemlerde birçok olumsuz olaylarla karşı karşıya geliyoruz… Saygımızı, sevgimizi, anlayışımızı, hoşgörümüzü, dürüstlüğümüzü giderek kaybediyoruz… Her şey çıkar ve bencilliğe dönüşmüş vaziyette… Oysa bu insanlar, bu vatanı sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, dürüstlük ve yardımlaşma duygularını ön planda tutarak kurdular. En önemlisi ise yokluk içinde kurdular. Allah kimseyi açlık ve yoklukla terbiye etmesin… Allah hiç kimseyi vatansız koymasın. Savaşlarda günlerce ağaç kabuklarını un edip yiyen, yüreklerini bu vatan uğuruna ortaya koyan, çocuğunu, karısını, kocasını aynı siperde yan yana savaşırken şehit veren insanlarla kazandık bu savaşı… Birçoğumuz şu anda ne bunun kıymetini biliyoruz ne de onlara layık olabiliyoruz. Daha fazla çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bu insanlara layık olmamız gerekiyor. Hepimizin ama hepimizin istisnasız dürüst ve vicdanlı olmamız gerekiyor. Dürüst ve vicdanlı olursak zaten onlara layık oluruz. İşte bu rolün bana hissettirdiği duygular bunlar… Bu rolü oynamaya gelince… Zor mu? Evet, çok zor! Çünkü kendi hayatımda bu denli dürüst, bu denli vicdanlı bu denli bağışlayıcı ve bu denli inançlı olamıyorum. Bunun birçok nedeni var, çünkü hiçbir şekilde arkamı kollamadan yaşayamıyorum. Her an herhangi bir yerden ya da birinden bir kötülük gelecekmiş gibi davranmak ve yaşamak zorundayım. Maalesef sistem, hayatımızdaki insaniyeti, saflık ve güven duygularını yok etti…

Şebnem Atılgan: “İlk kurşun”, Kurtuluş Savaşı için örnek oluşturdu. Aydın ve Balıkesir’de işgale karşı direniş baş gösterdi. Yine kaynakların yazdığına göre, Çerkez Ethem, Yunan işgaline karşı efeleri topladığı gün Demirci Mehmet Efe ayağa kalkarak ““Bir genç düşmana ilk kurşunu sıkmış, bundan sonrası bize düşer!” demişti… “Ben Hasan Tahsin” oyunu, o günlerin milli duygularını günümüze taşıyan, çocuklar ve gençler başta olmak üzere Kurtuluş Savaşı mücadelesini görsel bir kaynak olarak sunan oldukça önemli bir oyun… Sanatın, özelde tiyatronun bu tür görevleri olduğunu düşünüyor musunuz? Türk tiyatrosu, yakın geçmişimize daha fazla eğilebilir mi?

Murat Batıkan Avcı: “BEN” serisi “KURTULUŞ” yakın tarihimize ayna tutan çok özel bir proje… Üzücü olan ise insanların bunun pek farkında olmaması… Söylemek istediğim şu; T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı özel tiyatrolara çeşitli yardımlarda bulunuyor, biliyorsunuz… Bu yardımlar kapsamında yerli yazarlarımızı, tarihimizi ve öz unsurlarımızı öne çıkaran projelere destekler artırılmalı… Diğer bir deyişle, bu tür projeler ayrıcalıklı olmalı…  Bunun yanı sıra, bu tür oyunlara aileler, öğretmenler mümkünse öğrencileri ve çocuklarıyla birlikte gelmeliler. Bakınız, yabancılar bu işi çok güzel yapıyor. Özellikle Amerikalılar kendi öz unsurlarını ve kahramanlarını çok güzel ön plana çıkarıyorlar. Hatta onlarda bizdeki gibi gerçek kahramanlar çok fazla olmadığı için bir de hayali kahramanlar üretip, haksız ve kaybettikleri durumlarda bile kendilerini haklı ve kazanmış gösterebiliyorlar. İnsanlar da bunları seyrediyor. Misal Rambo, Kaptan Amerika ve diğerleri… Oysa bizim hayali kahramanlara ve abartılara hiç ihtiyacımız yok. Var olan kahramanlarımızı olduğu gibi sahneye veya sinemaya uyarlayabiliriz, çünkü bizim kahramanlarımız saf… Bizim kahramanlarımızın sadece yüreklerinin saflığı ve temizliği yeter… Bu yüzden projedeki sloganımız “Geçmişi olmayanın geleceği olamaz…” şeklindedir. İşte bu yüzden bütün resmi kurum ve kuruluşlar bu tarz projelere maddi destek sağlamalı ya da seyretmeye gelmelidir. Özellikle de eğitim kurum ve kuruluşları… Hatta bu projeleri özellikle ve öncelikle tercih etmeliler… Tiyatro sadece komediden ibaret değildir ve tekrar dile getiriyorum sadece bir eğlence unsuru değildir.

Şebnem Atılgan: Tiyatro P.A.S.’ın bu serisinin devam edeceğini düşünüyorum. Bununla birlikte Covid 19 sonrasında yeni projeleriniz olacak mı?

Murat Batıkan Avcı: “Ben Serisi Kurtuluş” projesine yetiştiremediğimiz karakterler var; “Ben Nezahat Onbaşı” ve “Ben Fevzi Çakmak”… Hak verirsiniz ki kötü bir dönemden geçiyoruz. Hemen akabinde yeni iki oyunu ekleyecek bütçemiz olur mu bilemiyoruz. Aslında başka projelerimiz de var. Ama bunlar şimdi saklı kalsın, çünkü fikir hırsızlığı oldukça fazla… Buradan açıklarız,  birilerine cazip gelir, biz yapamadan projeyi yapıverirler, bu da hoş olmaz. 🙂

Şebnem Atılgan: Bu yıl Kurtuluş Savaşımızın 100. Yılını kutluyoruz. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bizlere bu güzel vatanı bırakan tüm kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. Ruhları şad olsun… Genç nesle Hasan Tahsin’i bir kez daha hatırlatıp, tanıttığınız ve “Ben Serisi Kurtuluş” ile yakın tarihimize ışık tuttuğunuz için teşekkür ederiz. Yeniden sahnelerde buluşmak dileğiyle…

Murat Batıkan Avcı: Biz de Profesyonel Artı Sonsuz (Tiyatro P.A.S) olarak teşekkür ediyor, minnettarlığımızı sunuyoruz. Saygı ve sevgiyle…

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz