Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi yeni sergisi Zevk Meselesi’ni sanatseverlerle buluşturdu. Sergi, kitsch kavramının bugünkü zengin kullanımlarını araştırırken bir dizi soruyu da gündeme getiriyor: Çeşitlilik, belirsizlik ve tanımsızlığın kutsandığı günümüzde kitsch, bu değerleri ileriye taşıyacak bir araç olabilir mi? Avangard ve kitsch’i birbirinin karşısına koymak yerine yan yana düşünmek, kitle kültürünü hafif, banal ve aşağı görmek yerine, güncel sanatın bu kolektif kültürle ilişkilerine yakından bakarak aralarındaki bağları keşfetmeye çalışmak, süregelen sınıflı toplumsal yapıyı biraz olsun sarsabilir mi? Beğeniyi sınıfsal bir gösterge olarak tanımlamamak mümkün olabilir mi?

Kitsch’inkapsayıcı potansiyelindenilham alan Zevk Meselesi, 13 sanatçı ve kolektifin işlerini bir araya getiriyor. Ulya Soley küratörlüğünde düzenlenen sergide, Alex Da Corte&Jayson Musson, BrunoMiguel, CameronAskin, FAILE, Farah Al Qasimi, Gülsün Karamustafa, Hayırlı Evlat, MiaoYing, NickCave, OliaLialina& Mike Tyka, Pierre et Gilles, SlavsandTatarsve Volkan Aslan’ın yapıtları yer alıyor.

“Zevk Meselesi”ni, serginin küratörü Ulya Soley ile konuştuk.

Şebnem Atılgan:”Zevk Meselesi” sergisinde kitle kültüründe büyük bir yere sahip olan “kitsch” ve “kitsch kavramı” üzerinde duruyor, bir diğer deyişle güncel sanat üzerinde (pozitif) bir sorgulama gerçekleştiriyorsunuz. Sizi bu sergiye yönelten ana fikir neydi? 

Ulya Soley

Ulya Soley: Kitsch sokakta, evlerde, günlük hayatın çok içinde bir kavram. Sergi fikrinin ortaya çıkmasında bir süredir hem güncel sanatın kitsch’le yakın bir ilişki kurduğunu gözlemlemem hem de internet üzerindeki görsel dilin kitsch’ten beslendiğini düşünmem etkili oldu. Tabii ki içinde yaşadığımız coğrafyanın kitsch’le ilişkisi yeni değil. Fakat kitsch asla sabit kalmıyor, kendini hep yeniliyor ve farklı biçimlerde farklı mecralarda karşımıza çıkmaya devam ediyor. “Ayrı dünyalar” olarak kodlanan mekanlar, görseller, kitsch üzerinden bir ortaklık kurabiliyor. Bu yönüyle benim çok ilgimi çeken ve araştırmaya başlamama sebep olan bir konu oldu. Bu dünyaların o kadar ayrı olmayabileceğini gösterebilecek bir güce sahip olduğunu düşündüğüm için bu konuda bir sergi ve katalog üzerinde çalışarak bugün bu konuyu nasıl tartışabileceğimize odaklanmak istedim.

Şebnem Atılgan: “Küresel bir zevke” hitap eden ya da edebilen kitsch objenin sanat tarihi içerisindeki yolculuğu çok da eskiye uzanmıyor. Sizin de belirttiğiniz gibi 19. yüzyıldan bu yana -belki biraz daha eski- kitsch objeler bizimle birlikte… Elbette bu bir “Zevk Meselesi…” Bununla birlikte, kolay bir pazarlama objesi olması, hayatımıza hızla girip uzun müddet kalmasını mı sağladı acaba? Neden kitsch objeleri bu kadar çok sevdik? Şüphesiz sergi de bu soruya cevap arıyor. Size göre serginin bu soruya verdiği cevap nedir?

Farah Al Qasimi
Görülmek Kolay Değil 7
It’s Not Easy Being Seen 7, 2016
Arşivsel inkjet baskı I Archival inkjet print, 120 x 96 cm
© Sanatçı I The artist, The Third Line,
Dubai & Helena Anrather, New York

Ulya Soley: Sergide eril ve seçkinci tarihini geride bırakan, kapsayıcı ve queer-feminist reflekslerle donanmış çok sesli eserler aracılığıyla kitsch, çeşitlilik, belirsizlik ve tanımsızlığın kutsandığı günümüzde, bu değerleri ileriye taşıyacak bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Serginin sorduğu bir diğer önemli soru ise avangard ve kitsch’i birbirinin karşısına koymak yerine yan yana düşünmek, kitle kültürünü hafif, banal ve aşağı görmek yerine, güncel sanatın bu kolektif kültürle ilişkilerine yakından bakarak aralarındaki bağları keşfetmeye çalışmak, süregelen sınıflı toplumsal yapıyı biraz olsun sarsabilir mi? Dolayısıyla sergi cevap vermekten ziyade, sanatçılar aracılığıyla bu sorulara yanıt arıyor, diyebilirim.

Şebnem Atılgan: Sergiyi gezerken aklımı ilk gelen soru şuydu: “Her kitsch obje bir sanat eseri midir?” Bunu size de sormak isterim…

Ulya Soley: Aslında sergi kitsch objelerin sanat eseri olduğunu söylemiyor. Sergide yer alan eserler aracılığıyla kitsch kavramı üzerine bazı sorular soruyor, beğeni konusunu tartışmaya açıyor.

Şebnem Atılgan: İkincisi ise; “kitsch obje” olmanın bir stilizasyonu var mı? Onu, sanat tarihçisinin gözünde “kitsch” yapan nedir ya da ne değildir?

Gülsün Karamustafa
Karpuz I Watermelon, 1986
Kumaş, buluntu nesne I Textile, found object
100 x 143 cm
Fotoğraf I Photo: Barış Özçetin
© Sanatçı I The artist, BüroSarıgedik

Ulya Soley: Endüstri devrimi sonrası Almanya’da ucuz ve popüler resimleri veya eskizleri betimlemek için kullanılan kitsch sözcüğü, zamanla çeşitli dillerde çevirisi yapılmaksızın kendine yer bulan karmaşık bir kavrama dönüşmüş. Kitsch üzerine yazan, görsel kültür çalışan akademisyenler veya sanat tarihçilerinin her biri öncelikle yazılarına kitsch’in ne kadar tanımlaması güç bir kavram olduğunun altını çizerek başlıyor ve genelde belli objeler veya görseller üzerinden kitsch’in doğasını betimlemeye çalışıyorlar. Benim için de kitsch’i tanımlamak bir o kadar güç, bu yüzden ben de sergi metnimde kitsch’in durağan bir tanımını yapmaktan, onu bir kalıba sığdırmaktan özellikle kaçındım.

Şebnem Atılgan: Bir diğer nokta, sizin de belirttiğiniz gibi “kitsch kavramının bugünün görsel kültürüyle kurduğu yakın ilişki ve beğeninin şekillenmesindeki kritik rolü”. Bu durumda, sanatın kitsch’e evrilebilmesi söz konusu olabilir mi? Örneğin Mona Lisa tablosunun, internet ortamında binlerce kitsch versiyonu var. Bu durumda, sanat ile kitsch arasındaki ilişkinin, belki estetik değil ama, uzun zamandır var olduğunu söyleyebiliriz, sanırım… 

Ulya Soley: Greenberg 1939’da Avangard ve Kitsch başlıklı önemli bir makale kaleme alıyor ve kitsch’i “yüksek sanat”ın karşısına konumlandırarak dönemin eril ve seçkinci sanat üretimini destekliyor ve yüceltiyor. 1960’lardan itibaren ise özellikle feminist sanatın sesinin yükselmesiyle beraber bu bakış açısı etkisini kaybetmeye başlıyor. 60’lardan sonra kitsch üzerine yazılanların hemen hepsi, artık kitsch’in dinamik doğasını kabul ediyor ve onu sanatın karşısında konumlandırmak yerine sanatla arasındaki diyalektiğe odaklanıyor. Benim de ilgimi çeken ve Zevk Meselesi sergisi aracılığıyla odaklanmak istediğim tam olarak bu diyalektik ve karşılıklı ilişki. İkisi de birbirinden ödünç alabiliyor, ikisi de birbirini etkiliyor.

FAILE
Mabet I Shrine, 2021
Yerleştirme I Installation
Heykel, çini, yapma çiçek
Sculpture, tiles, fake flowers
© Sanatçı I The artist

Şebnem Atılgan: Sergi, kitsch kavramı üzerinde sanatı birçok disiplin içerisinde sorguluyor. Örneğin, toplum yapısındaki sınıfsal ayrışmayı güçlendiren beğeni kavramını… Bu cümleyi biraz açar mısınız? 

Ulya Soley: Beğeni, yüksek ve aşağı kültürün sınırlarını, tam olarak tarif etmeden göstergeler üzerinden belirliyor. Neyi beğendiğiniz üzerinden toplumdaki konumunuz şekillenebiliyor. Kitsch ise bu sınırları esnetiyor ve iki taraf arasındaki gri bölgeyi genişletiyor. Son dönemde zanaat ve sanatın veya içgüdüsel ve sonradan öğrenilen beğeninin iç içe geçtiği bir görsel dil şekilleniyor. Sergi kataloğuna katkıda bulunan ChusMartinez’in de dediği gibi “Sanatın var olmasının bir sebebi var ve bu toplumsal sınıfı onaylamak değil. ”Beğeni, aynı zamanda coğrafi olarak da şekillenen, ve özellikle dijitalleşmeyle beraber de küresel olarak yayılan bir kavram. Yerel zevkler hızlıca herkes tarafından benimsenip kabul gören beğenilere dönüşebiliyor ve bu durum monokültür olarak tanımlanıyor; dünyanın her yerinde İskandinav tarzı döşenen evler gibi. Doğu’nun dönem dönemcool olması, yoga, meditasyon, şal deseni, batik, ebru gibi geleneksel pratiklerin güncel bir dilde yeniden konumlandırılmasına sebep oluyor. Türkiye özelinde ise köy–kent estetik ikiliği farklı formlarda bir arada karşımıza çıkıyor: Örnek vermem gerekirse bir duvar halısının güncel sanat işine dönüşmesi veya yoğurt kabı kalıbı alınarak tasarlanan seramik bir tasarım objesi saksı.

Şebnem Atılgan: Kitsch, “gerçek” ve “sahte” arasındaki gri alanları görmemizi mi sağlıyor? Farah Al Qasimi’nin sergide yer alan “Rüya Çorbası” adlı videosu gibi, örneğin…

Ulya Soley: Farah Al Qasimi’nin sergide yer alan Rüya Çorbası (2019) adlı videosu Birleşik Arap Emirlikleri’nde sahte parfüm üreten bir dükkânda geçiyor. Feminizm, Pembe Esinti, Arzu gibi isimlere sahip kadın parfümleri ile Maço Adam ve Erkeklik adlı erkek parfümlerinin üretildiği son derece dağınık bu dükkânda renkli sıvılar altınlarla bezenmiş rengârenk parfüm şişelerine aktarılıyor. Huniler ile deney tüplerini çağrıştıran malzemeler, bilimin çok uzağında, etiketlerin ütüyle yapıştırıldığı, güven uyandırmayan bir ortamda bir araya geliyor. Plastik kutularda ikiye ayrılmış kadın ve erkek parfümleri, reklam sloganlarının idealize ettiği kadın ve erkek kimliklerinin yok saydığı ikili olmayan toplumsal cinsiyeti görmezden geliyor. Başlangıçta bir parfümün sunabileceği vaatler ve rüya atmosferini oluşturan müzik, ilerleyen dakikalarda gerçekçi bir kabusa evriliyor. Tanınmış markaların parfümlerinin reklam afişleri, bu parfümlerin yapılış sürecinin de çok farklı olmadığını hatırlatıyor. Aslında bu video çalışmasında gerçek ve sahte arasındaki gri alanlar, tüketimkültürünün oluşturduğu değer yargılarının kırılganlığını çağrıştırıyor.

Alex Da Corte & Jayson Musson
Doğusporları I Easternsports, 2014
4 kanallı video I four-channel video, 146’
Yer karosu, halı, neon, metal sandalye,
yapay portakal, difüzör, portakal esansiyel yağı
Tile, carpet, neon, metal chairs, artificial oranges,
diffusers, orange essential oil
© Sanatçı I The artist, Sadie Coles and Salon94

Şebnem Atılgan: Kitsch kültürü ya da kavramının oluşturduğu sınıflı toplumsal yapıyı, “arabesk” bir tanıma yaklaştırmak mümkün mü? Michelin yıldızlı bir restoranda yemek yedikten sonra, koyu gri dumanların içinde Türkü Bar’da sabahlamak gibi… 

Ulya Soley: Aslında serginin ele aldığı durum, tam tersine kitsch’in halihazırda var olan sınıflı toplumsal yapıyı esnetebilme, kırabilme potansiyeli. Duyulara hitap ederek pek çok kişiye ulaşabilme ve aynı zamanda geçmişin seçkinci, eril görsel dilini bozarak kapsayıcı bir dili yaygınlaştırma gücü. Bugün beğeniler arasında hiyerarşik olmayan ilişkiler kurulabiliyor ve farklı beğeniler sık sık bir araya geliyor. Bahsettiğiniz durum bir araya gelen farklı beğenilere bir örnek olabilir. Arabesk ise daha farklı bağlamlara açılan bir konu başlığı.

Volkan Aslan
Seni Gördüğüme Sevindim I Nice to See You, 2021
Sanatçı tarafından üretilmiş porselen figürler ve
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri
Koleksiyonu’ndan oluşan yerleştirme
Installation with porcelain figures produced by the artist,
and Suna and İnan Kıraç Foundation Kütahya Tiles and
Ceramics Collection
© Sanatçı I The artist
Zevk Meselesi sergisi için üretilmiştir.
Commissioned for the exhibition A Question of Taste.

Şebnem Atılgan: Sizin de sergi kataloğunda belirttiğiniz gibi, “Ne kadar aşağılık bulursak bulalım, kitsch insanlık durumunun vazgeçilmez bir parçasıdır” diyor Milan Kundera, “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği” isimli romanında… Bu cümleden yola çıkarak, sizin sorunuza, sizden cevap alabilir miyiz: “Beğeniyi sınıfsal bir gösterge olarak tanımlamamak mümkün olabilir mi?”

Ulya Soley: Bir şeyleri daha iyi anlayabilmek için onları bazı kalıplara sığdırmak/oturtmak ve kategorize etmek zorunda hissedebiliyoruz. Beğenileri de bu şekilde sınıflandırıyoruz ve karşılığında sınıflı toplumsal yapıyı güçlendiren bir kavramı daha benimseyip kabullenmiş oluyoruz. Neyi beğendiğimizin bizi toplumda konumlandırdığı bir yer oluyor ve bu yüzden öğrenilmiş beğenilerin peşinden giderek “eğitimli bir göz” olmaya çabalayabiliyoruz. Eğer bu kalıp yargıları biraz olsun esnetebilirsek, karşıt düşünülen kavramların kesişim kümelerine odaklanabilirsek, bunların düşündüğümüzden çok daha iç içe geçtiğini fark edebiliriz. Zevk Meselesi sergisi, bir anlamda bu kesişim kümelerine daha yakından bakmamıza fırsat tanımayı hedefliyor.

Yorum Yazınız

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen İsminizi Giriniz